Başlangıç / Milli Simgeler / KIRIM TÜRKLERİNİN MİLLÎ GÖKBAYRAK BAYRAMI

KIRIM TÜRKLERİNİN MİLLÎ GÖKBAYRAK BAYRAMI

KIRIM TÜRKLERİNİN MİLLÎ GÖKBAYRAK BAYRAMI

 

Gökbayrağımız, şimdiden sonra, karalarda, denizlerde hattâ semalarda bile yükselecektir. Yaşasın Gökbayrak!”  –  Noman Çelebi Cihan

 

 

Zafer KARATAY

 

Kırım Türkleri, 2009 yılında başlattıkları ve 2010 yılından itibaren Kurultay’ın kararıyla resmen kutladıkları Kırım Tatar Milli Bayrak bayramlarını, 2020 yılında özellikle işgal altındaki Kırım’da daha coşkulu kutladılar. Evlerine arabalarına altın renkli Tarak Tamgalı Gökbayraklarını astılar. İşgalci Rusya’nın faaliyetlerini yasakladığı Kırım Tatar Millî Meclisi’nin Başkan yardımcısı Nariman Celal ve arkadaşları bayrak gününden önce bir hafta boyunca Kırım’ın çeşitli bölgelerinde yaşayan Kırım Tatar Milli Hareketi’nin yaşlı gazilerini büyük boy bayrakla ziyaret ederek selamladılar. Aileler, bayrak gününden önce sosyal ağlarda ellerinde veyahut arka planda Gökbayrak’lı çocuklarının bayrak ve vatan sevgisi hakkında şiir okudukları videoları ve resimleri paylaştılar. Gökbayrak, Kırım’da Rusya işgâline direnişlerinin, işgâl altında millî kimliklerine sahip çıkışlarının çok anlamlı bir göstergesi oldu.

Kırım Türkleri arasında  Millî uyanış ve Gökbayrağın tarihî ve Kırım Tatarları arasında anlamı, bayrak günlerinin ne zaman nasıl ortaya çıktığı ve onlar için ne ifade ettiğini anlamak için, Kırım tarihinde kısa bir yolculuk yapmak gerekir. Çünkü Kırım Tatarlarının Gökbayraklarını meydana getiren iki unsurdan biri olan altın renkli Tarak Tamga, onların tarihteki ve bu topraklardaki derin köklerini gelecek nesillere hatırlatmakta, atalarının mirasına sahip çıktıklarını göstermektedir. Bayrağın zeminin oluşturan gök mavisi renk ise, 19.yüzyıl sonları ile 20. Yüzyıl başlarında genelde Türklerin bu meyanda Kırım Türklerinin millî uyanışlarını, Türklük kimliğine sıkı sıkı sarılmalarını temsil etmektedir.

Kırım, 1783 yılında Çarlık Rusyası tarafından işgal edildikten sonra Kırım Tatarları, kopkoyu bir karanlığın, boğucu öldürücü bir esaretin altına düştü. Altın Orda prenslerinden Hacı Geray’ın 1441/42’de kendi adına para bastırarak kurduğu, yaklaşık 350 yıl hüküm süren Kırım Hanlığı, asırlarca kendisine vergi ödemeye mahkûm ettiği Çarlık Rusyası tarafından ortadan kaldırıldı.[1] 1500 yıllık Türk yurdundan, Türkler baskılarla göç ettirilmeye ve toprakları ellerinden alınarak yerleştirilen slavlara verilmeye, Kırım hızla slavlaştırılmaya başlandı. Osmanlı Devleti içinde bu ağır bir travma oldu. Çünkü Müslüman tebanın yaşadığı kaybedilen ilk toprak parçasıydı. Kırım’dan 1783’ten itibaren Osmanlı Devleti topraklarına, Dobruca ve Anadolu’ya akın akın büyük göçler yaşanmaya başladı. Prof. Dr. Kemal Karpat 1783 yılından Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1923 yılına kadar tespit edilebilen Anadolu’ya göç etmiş Kırım Türklerinin sayısını 1 800 000 olarak tahmin etmektedir.[2] Uzun yıllar saha ve arşiv çalışması yapan Hakan Kırımlı, günümüz Türkiye’sinde, neredeyse bütün bölgelerine dağılmış yüzlerce Kırım Tatar köy ve toplu yerleşim yerleri tespit etmiş ve buralarla ilgili geniş bilgi vermiştir.[3]

Kırım Tatarları 1783 yılından 1883 yılına kadar süren karanlık yüz yılda vatanlarında hızla eriyip yok olurken, tam da II.Yekaterina’nın Kırım’ı ilhak fermanını okuttuğu 1883 yılı Nisan ayında Kırım’da bir meşale yanmaya başladı; Tercüman gazetesi. Gaspıralı İsmail Bey, “Söngen yürekleri ne ile yangızmalı, gaflet sahrasına serilip yatan halkı ne ile ayağa turğuzmalı?” diye sordu, “milletini seviyorsan elinden gelen işle başla” dedi ve hedefini de koydu: “Dilde Fikirde İşte Birlik!”. Ünlü Tatar tarihçi Mirkasım Osman’ın  “On parmağında on marifet vardı. Eğitimci, gazeteci, yazar, fikir adamı, şair, siyasetçi… Böyle büyük adamlar tarihte seyrek gelir.[4] diye tarif ettiği İsmail Gaspıralı, Kırım Hanlığı’nın tarihî başkentini çalışmalarının merkezi yaptı. Açtığı usulü cedid okulları, gazetesi Tercüman’ı ve diğer faaliyetleri ile sadece Kırım’ı değil Çarlık Rusyası’nın esareti altındaki Türkleri aydınlatan, umum Türk Dünyasında aydınlanmanın öncülüğünü yapan muhteşem bir şahsiyet olarak Türk tarihindeki unutulmaz yerini aldı. Kırım’da sürgünler ve göçlerden sonra yok edilen köylerden biri olan Bahçesaray yakınlarındaki Avcıköy’de 20 Mart 1851 yılında doğan İsmail Gaspıralı, 24 Eylül 1914 günü Bahçesaray’da 63 yaşında hayata gözlerini yumarken mesuttu. Çarlık Rusyası’nın sansürü, baskısı altında, devrin ulaşım ve haberleşme şartları, umum olarak Çarlık Rusyası esareti altındaki Türklerin eğitim, sosyal, ekonomik ve kültürel durumları göz önüne aldığında muazzam bir başarı sağlamıştı. En büyük düşman olarak gördüğü cehalete karşı savaşta çok önemli zaferler elde etmişti. Bahçesaray’da Kaytaz Ağa mahallesindeki mektepte 1884 yılında ilk denemesini yaptığı Usulü Cedid Okullarının sayısı, Kırım’dan İdil Urallara, Bakü’den günümüzde Çin tarafından korkunç bir zulme ve soykırıma tabi tutulan Kaşgar’a kadar çok büyük coğrafyada öldüğü yıl 5000’i bulmuştu.[5] Aklını kullanan, bilgiye ulaşan fikir üreten yepyeni bir nesil geliyordu onun ardından.

Yurdu Kırım’da İsmail Gaspıralı’nın çabaları kısa sürede meyvelerini vermeye başladı. Aileler, temel eğitimlerini bu Usulü cedit okullarında alan evlatlarını daha iyi eğitim almaları için İstanbul’a Petersburg’a ve başka yüksek eğitim alacakları şehirlere göndermeye başladılar. 20.yüzyılın başında İstanbul’da okuyan bir grup Kırım Tatar genci Kırım’ın yakın tarihine damga vuran, tarihe altın harflerle yazılan büyük bir başarının temellerini attılar. Noman Çelebi Cihan, Cafer Seydahmet Kırımer, Habibullah Temircan Odabaş ve Yakup Kerçi’nin başı çektiği talebeler 1908 yılında İstanbul’da önce Kırım Tatar talebe cemiyetini, daha sonrasında gizli Vatan cemiyetini kurdular.[6] Noman Çelebi Cihan ve Cafer Seydahmet dönemin Dahiliye Nazırı Talat Paşa ile görüşerek, onun da desteğiyle talebe cemiyetinin iznini 1909 Ocak ayında aldıktan sonra, Noman Çelebi Cihan resmi başkan seçildi. Ancak talebe cemiyetinin kuruluşu esnasında ve sonrasındaki çalışmalarında edindikleri tecrübe esas maksatlarına uygun faaliyet gösterebilmek için, kendileriyle aynı idealleri paylaşan arkadaşlarıyla siyasî ve millî faaliyetlerini yürütecekleri gizli bir teşkilat kurmalarını gerektirmişti.[7] Artık Kırım Türklerin de millî hayalleri olan, millî maksatları olan ve bunun için “and etken” (and içmiş), teşkilatlanan ve çok faal çalışan vatanseverleri vardı. Vatan cemiyeti hızla Kırım’da teşkilatlanmaya, taraftar bulmaya başladı. Bu teşkilata Odesa, Petersburg gibi şehirlerde okuyan başka Kırım Tatar gençleri de katılarak hızla büyüdü. Vatan cemiyetinin gayesi, Kırım Türkleri arasında millî duyguyu canlandırmak, kuvvetlendirmek, Kırım’ı Çarlık esaretinden kurtarmak ve kendi kaderlerini kendilerinin belirleyeceği bir durum yaratmaktı. 1914 yılında başlayan I.Dünya Savaşı ilerledikçe Çarlık Rusyası’nda başlayan ve giderek artan kargaşa ve anarşi, Vatan cemiyeti mensuplarının ve önderlerinin umutlarını arttırdı.

Tarihte olduğu gibi bağımsız bir Kırım Tatar devleti kurmak için, halkın desteğini almak, halkla birlikte, halka dayanarak geleceklerine karar vermek için Kurultay toplamaya karar verdiler. Ama 1783 yılına kadar süren Kırım Hanlığının nasıl bir bayrağı olduğu tam olarak bilinmiyordu. Fransız ihtilalinden sonra Avrupa’da yükselen milliyetçilik, İngiltere ve Fransa gibi dönemin çok güçlü ve büyük devletlerinde 1700’lerin sonunda ortaya çıkan ve hızla örnek alınan millî marşları ve ülkelerinde ve sömürgelerinde dalgalanan bayrakları gibi onlarında bir millî marşı olmalıydı, bayrakları olmalıydı. Kurultay ve Gökbayrak fikrinin o yıllarda nasıl ortaya çıktığının canlı şahidi ve  bu Kurultay’ın mimarlarından biri olan Cafer Seydahmet Kırımer, Kırım Müslümanları İcra Komitesi toplantısında Noman Çelebi Cihan’ın Kurultay toplama kararını açıklamasını ve Gökbayrak meselesini gayet güze anlatmaktadır;

İkinci günkü içtimada, Çelebi Cihan en güzel nutuklarından birisiyle “Kurultay” toplama kararımızı ilan etti. Bu kelimeyi söylediği anda, kongrede canlanan heyecan, gittikçe artan alkışlar dakikalarca Çelebi Cihan’ın beklemesine sebep olmuştu. Gözlerim Çelebi Cihan’da idi. Nedense o da bana bakıyordu. Bu hayatımızın en güzel, en mesut anı idi.

Kurultay, bütün bir program demekti. Bu kelime geçmişi ve geleceği canlandıran bir kelime idi. Meclis, parlamento, şura sözlerinin bunun yanında türedi bir durumda kaldıkları halkımızın bu eşsiz heyecanıyla, binayı sarsan “Bravo…!”  sesleriyle ne güzel anlaşılıyordu ! Tarihini unutmuş olan bir halkın ruhunda, millî duygunun kemale ermesi anında değil, daha bunun canlanmaya başladığı devirde bile “Kurultay” kelimesi fırtınalar yaratıyordu.

 

Kurultay kelimesini biz ilk defa Türk Yurdu Mecmuası’nda Yusuf Akçora merhumun Leon Kahon’dan tercüme ettiği Türk Tarihi ile,  merhum Necip Asım Bey’in yine aynı müelliften çevirdiği Göksancak[8] kitabından öğrenmiştik. Çok kısa da olsa gök bayrağın Kırım’da ecdadımızı ve Türklüğü selamlayarak dalgalanması da bu kitabın eseri de idi.[9]

 

Kırım Tatarlarının millî bayrağı böylelikle Türklüğü temsil eden gök mavisi zemin üzerine altın sarısı rengindeki Tarak Tamga’dan o yıllarda oluşturulmuştur. Burada üç dişli Tarak Tamga’nın ne manaya geldiği, köklerinin nereye dayandığı konusuna ve bu konudaki tartışmalara girmeyeceğim. Bu konudaki rivayetleri Tuncer Kalkay ve Yalkın Bektöre makalelerinde ele almıştır.[10] Değerli Türkolog İmre Baski üç dişli tarak tamganın kartalı sembolize ettiğini öne sürmektedir.[11] Anlamı ne olursa olsun, hangi Türk boyunun hangi tamgaları kullandığı üzerine çok sayıda araştırma vardır ve tamgalar konusu açıkça bilinen bir meseledir. Kırım’daki tamgaları, Stalin terörüne kurban giden ve 1917’deki  Kurultay’ımızın önemli simalarından Osman Akçokraklı o yıllarda yaptıkları kapsamlı saha çalışmalarında tespit edip neşretmiştir.[12] Ancak tamgaların yer aldığı mezar taşlarının büyük bir kısmı, Sovyet devrinde ve bilhassa 18 Mayıs 1944 yılında Kırım Tatarlarının Kırım’dan sürgün edilmelerinden sonra tahrip edilmiş, yok edilmiştir.

Tarak Tamga Kırım Hanlarının bastırdıkları paralarda yer almıştır. Tarak Tamganın en düzgün ve bayrakta kullanılan ölçülere en yakın hali Kırım Hanları Gerayların hüküm sürdüğü Bahçesaray Hansaray’ındaki Demir Kapı üstünde bulunmaktadır.[13] Büyük boy Gökbayrak Yalta  Kadınlar Komitesince hazırlanmış ve Kırım tarihine dair önemli çalışmalar yapmış ve eserler vermiş olan Hasan Ortekin tarafından getirilerek Çelebi Cihan’a Hansarayı’nın müze olarak açılması töreninde hediye edilmiştir.[14]  Böylelikle Gökbayrak ilk defa 1917 yılında Kurultay toplanmasından bir süre önce Hansarayı’nın müze olarak açılışında Hansarayı’nın üstünde dalgalanmıştır.  Hansarayı’nın müze olarak açılışında Noman Çelebi Cihan tarihî bir konuşma yapmıştır:[15]

Bu millî âsâr-ı atîka müessesine bir me’vâ olmak üzere de en mukaddes bir kâşanemiz olan Hansarayı’nı zabt ettik… Biz ecdadımızın şanla şevketle etrafta bıraktığı ne kadar âsâr varsa hepsini toplayıp oraya koymaya karar verdik….

Evet siyasîlerimizin doğurduğu Kurultay’ı da onun içinde bulundurmaya karar verdik. Bir zamanlarda cihanın her tarafında, karalarda, denizlerde şanla, şevketle ve adaletle sayebân olup da bir buçuk asırdan beri mahkûm ve mahbus bir halde bulunan millî Gökbayrağımızı da onun üzerinde dikmeye and ettik!

Yaşasın umum milletlerin emelini yaşatacak Kurultay! […] Gökbayrağımız, […] şimdiden sonra, karalarda, denizlerde hattâ semalarda bile yükselecektir. Yaşasın Gökbayrak![16]

 

Kırım Türklerinin dünyada ilklerden biri olarak, Türk ve İslâm tarihinde ise ilk olarak, kadınların seçme ve seçilme hakkını kullandıkları seçimlerle belirledikleri vekilleri 9 aralık 1917 tarihinde Bahçesaray Hansarayı’nda  I. Kırım Tatar Milli Kurultaylarını topladılar. Kırım’ın bütün şehir, kasaba ve köylerin sokakları Tarak Tamgalı Gökbayrak’larla süslenmişti. Kırım Tatar Millî Kurultayı 26 Aralık 1917’de yine Türk tarihinde ilk cumhuriyet olan, Kırım Halk Cumhuriyeti’nin anayasasını kabul etti ve cumhuriyeti ilan etti.[17]

Kırım Türklerinin bu güzel günleri ne yazık ki uzun sürmedi. 23 Şubat 1918’de Kırım Başmüftüsü ve Kırım Cumhurbaşkanı Noman Çelebi Cihan, Akyar (Sivastopol) hapishanesinde Bolşevik Ruslar tarafından şehit edildi ve naaşı Karadeniz’in sularına atıldı. Kırım, kargaşalı yıllardan sonra Bolşeviklerin tam hakimiyetine girdi ve 18 Ekim 1921 yılında Kırım Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kuruldu. Elbette tarak tamganın yerini orak çekicin aldığı bambaşka bir bayrağı oldu. Özellikle 1927’den sonra Stalin döneminde başlayan, aydınlar, toplumun önde gelenleri, din adamları kıyımları ve sonrasında 18 Mayıs 1944 sürgünü, bu yılları ve elbette Gökbayrağı da  sürgünde yaşayan Kırım Türkleri arasında unutturdu. Stalin ve Sovyet rejimi, sürgündeki Kırım Tatarlarına Kırım’ı, geçişlerini ve Kırım’daki izlerini hatırlatacak her şeyi yasaklamıştı.

Elbette Gökbayrak ve bu şanlı tarih Kırım dışında Dobruca ve Türkiye’deki Kırım Türkleri arasında tamamen unutulmadı.  1930 yılında Dobruca’da Müstecip Ülküsal ve arkadaşları tarafından yayınlanmaya başlayan Emel dergisinin Cafer Seydahmet Kırımer’in teklifiyle Kırım Türklerinin Milli yayın organı olmasıyla, Emel etrafında toplanan ve Cafer Seydahmet Kırımer’i kendilerine önder olarak seçen Emelciler tarafından Kırım Milli İstiklal Davası yürütülmeye başlandı. Millî duygu, milli semboller ve değerler yaşatılmaya ve Kırım dışında yaşayan Kırım Türkleri arasında tanıtılmaya çalışıldı. Türkiye’de ilki 1952’de İstanbul’da , 1955 yılında Ankara’da, 1972 yılında Eskişehir’de kurulan, 1980’li yılların sonunda sayıları hızla artan ve günümüzde Türkiye’nin çeşitli şehir, kasaba ve köylerinde sayıları 50 civarında olan  Kırım Derneklerinin amblemlerinde Tarak Tamga hep yer aldı. Emel dergisinde Gökbayrağın ölçüleri yayınlandı. Emelcilerin gayretleriyle Gökbayrak Türkiye’de  cemiyetlere hatırlatıldı.

1989 yılı Mayıs ayında bir Karadeniz gemi turuyla ilk defa Kırım’a gittim. Bu gidişimizde önceden haberleşmiş ve geleceğimizi haber verdiğimiz Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ile Yalta’da buluştuk. Tarihi bir gündü. Yanımızda getirdiğimiz ve gizlice çıkardığımız Tarak Tamgalı Gökbayrakları yolbaşçımıza ve beraberindeki arkadaşlara hediye ettik.[18]

Bizim Kırım’a ayak bastığımız o yıl, Kırım Türkleri 18 Mayıs 1944’de sürgün edildikleri tarihî vatanlarına olağanüstü bir mücadele sonucunda akın akın dönmeye başladıkları yıldı.  Bundan sonra Kırım’a ziyaretlerimiz giderek arttı ve sıklaştı, dolayısıyla götürdüğümüz Gökbayraklar da çoğaldı. Kırım’a dönen Kırım Türklerini engellemeye ve onlara yerleşim için yer göstermeyen mahalli idarecilerin bu tutumlarına karşı Kırım Türkleri şehir kenarlarındaki boş arazileri zapt ederek çadır şehirleri 1989 yılından itibaren kurmaya başladılar ve bizim gönderdiğimiz Gökbayraklar buralarda dalgalanmaya başladı. 1990  yılında 18 Mayıs 1944 sürgün kurbanları Akmescit şehir meydanında topluca anılmaya başlandı ve bu mitinglerde giderek çok sayıda Gökbayrak dalgalanır oldu. Emel Kırım Vakfı, İstanbul ve Ankara Kırım derneklerimiz Kırım’dan gelen giderek artan sayıda Gökbayrak taleplerini karşılamaya çalıştı.

Kırım Tatarları bir taraftan Kırım’a yerleşmeye çalışırken bir taraftan da ellerinden alınmış, gasp edilmiş millî ve dinî haklarını elde etme mücadelelerini sürdürdüler. Kendi kaderlerini kendilerini belirlemek için atalarını örnek aldılar ve tıpkı onların yaptığı gibi Kurultay toplamaya karar verdiler. Yolbaşçımız Mustafa A. Kırımoglu ve Kırım Tatar Millî Hareketi Teşkilatı önderliğinde, eski Sovyet Cumhuriyetlerinde, Kırım Tatarlarının yaşadıkları her yerde demokratik seçimler yaptılar ve temsilcilerini, vekillerini seçtiler.

Kırım Tatar halkının seçilmiş delegelerinin iştirakiyle 26 Haziran 1991 günü Vatan Kırım’da Akmescit şehrinde tarihî II. Kırım Tatar Millî Kurultay’ımız toplandı ve 30 Haziran 1991 gününe kadar çalışmalarını sürdürdü. Kurultay, Kırım Tatarlarının millî egemenlik bildirisini kabul etti, Kırım’ın Kırım Tatarlarının tarihî vatanı olduğunu ve Kırım’ın kaderini kendilerinin belirleme hakkı olduğunu ilan etti. Kurultay, ayrıca 33 kişilik Kırım Tatar  Milli Meclisi kurulması kararlaştırıp Meclis üyelerini seçti. Kurultay Kırım Tatar Milli Meclisini Kırım Türklerini temsile yetkili en üst organ olarak yetkilendirdi ve başkanlığına da Mustafa A Kırımoğlu seçildi.[19]
Tanık olarak katılma ve organizasyonuna yardımcı olma şerefine nail olduğum bu tarihi Kurultay’ın Kırım’dan sürgün edildikten sonra verilen destansı mücadele sonucu Kırım’da yeniden var olmanın simgesi olarak Gökbayrak’ın Kırım semalarında yeniden dalgalanmasının bir bayram olarak kutlanması fikrini, Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı merhum Ahmet İhsan Kırımlı ortaya attı. 2005 yılında Ankara’da toplanan Kırım Tatar Yaşlık (Gençlik) Kongresinde dile getirdiği Ahmet İhsan Kırımlı’nın bu fikrini dinleyen gençler, 2009 yılında Türkiye’den Kırım’a ilk göç eden ve yerleşen Kırım Tatarlarından olan ve Kırım Haber Ajansını kuran İsmet Yüksel’in inisiyatifiyle Kırım Haber ajansında çalışan gençlerin öncülüğünde Kırım’da hayata geçirdiler. İlk bayrak günü kutlamasına, Bursa Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Merhum Adnan Süyen’in 2009 yılında diktirip armağan ettiği 21×12 metre boyutlarına sahip dünyanın en büyük Kırım Tatar Bayrağı oldu. Kırım Derneği Genel Merkezi de daha sonra çok büyük ebatta bir Gökbayrak gönderdi.

Kırım Tatar Milli Kurultayı, 2010 yılındaki toplantısında da 26 Haziran gününü bütün Kırım Tatarları arasında Gökbayrak günü, bayrak bayramı olarak kutlanmasını kararlaştırdı. Kırım Türkleri işgale kadar Kırım’ın meşhur Çatırdag’ına bayrak yürüyüşleri tertip ediyorlardı.

Ne yazık ki Kırım 2014 yılında Rusya tarafından uluslararası hukuka alenen tecavüz edilerek işgal edildi. İllegal ve uydurma bir referandum yalanıyla aslında silah zoruyla yapılan bir işgal oldu. İşgale Kırım Türkleri direndi, işgali asla kabul etmediler. Kırım Tatar Millî Meclisi faaliyetleri yasaklandı. Kırım Tatarları kaçırıldı, öldürüldü, hapse atıldı ve halen de baskılar sürüyor.

İşgalden sonraki yıllarda Kırım Tatarları 26 Haziran’daki millî bayrak günü bayramlarına daha da sıkı sarıldılar ve bugünü bir bakıma işgale boyun eğmeyişlerinin, Vatanlarına, millî haklarına sahip çıkmalarının, direnişlerinin bir sembolü olarak kutlamaya başladılar. Hakikaten de işgal altındaki Kırım’da bayrak gününe Kırım Türkleri git gide daha çok sahip çıkmaktadır. sosyal medyada küçük çocuklar bayrak şiirleri okumakta, evlerde ve arabalarda bayraklar korkusuzca dalgalanmaktadır.

Artık Ukrayna’da ve Ukrayna’nın bütün dünya çapındaki temsilciliklerinde 26 Haziran Kırım Tatar Bayrak günü kutlanmakta, temsilciliklerde o günü törenle Kırım Tatar bayrağı “Gökbayrak” göndere çekilmektedir. Ukrayna’nın başkenti Kiyev’de resmi törenler düzenlenmekte ve Ukrayna ana karasında araçlarla bayrak konvoyları oluşturulmaktadır.[20]

Kırım Tatarları, Kırım’ın işgalden kurtulmasını, Hansarayının üstünde Gökbayrağı dalgalandırmayı sabırsızlıkla beklemektedir. Bunun için de mücadele etmektedirler. Ukrayna eski Cumhurbaşkanı Poroşenko, 2015 yılında Kırım özgür olduğunda Kırım’daki özerk cumhuriyetin Kırım Tatar Özerk cumhuriyeti olacağı sözünü vermiştir. Bunun için gerekli anayasa değişikliği ne yazık ki onunu döneminde gerçekleştirilemedi. Yeni Cumhurbaşkanı Zelenskiy de bu konuda olumlu yaklaşıyor ve çalışmalar sürüyor. Bu gerçekleştiği takdirde Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin bayrağı da inşallah Gökbayrak olacaktır.

 

 

[1] Bu döneme ilişkin önemli eserler neşredilmiştir; Halil İnalcık, Kırım Hanlığı Tarihi Üzerine Tarihi Araştırmalar 1441-1700, İş Bankası Yayınları, İstanbul 2017. Vasiliy Dmitriyeviç Smirnov, Osmanlı Dönemi Kırım Hanlığı, (Çev. Ahsen Batur), Selenge Yayınları, İstanbul, 2016. Alan Fisher, The Russian Annexation of the Crimea 1772-1783, Cambridge University Press, Cambridge, 1970. Valeriy E Vozgrin,. İstoriya Krımskıh Tatar, I-IV Cilt, Akmescit (Simferopol) 2013. Ayrıca Kırım Tarihi için genel eserler olarak, Müstecib Ülküsal, Kırım Türk Tatarları, Dünü, Bugünü Yarını, İstanbul 1980. Alan Fisher, (Türk.Çev. Eşref Bengi Özbilen), Kırım Tatarları  Selenge Yayınları, İstanbul, 2009.  Paul Robert Magocsi, (Türk. Çev. Ferit Burak Aydar) Şu Mübarek Topraklar, Kırım ve Kırım Tatarları, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2017. Kırım ile ilgili basılmış eserler ve bilgileri, Emel Kırım Vakfı’nın internet sitesinde bulabilirsiniz; http://kaynakca.vatankirim.net/

[2] Kemal H. Karpat, Ottoman Population, 1830-1914.Democraphic and Social Charecteristics (Madison-Wisconsin)1985, s.66.

[3] Hakan Kırımlı, Türkiye’deki Kırım Tatar ve Nogay Köy Yerleşimleri, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul, 2011.

[4] Zafer Karatay (yapımcı Yönetmen), İsmail Bey Gaspıralı Belgeseli,(dört bölüm). TRT 2004.. İsmail Gaspıralı hakkında geniş kapsamlı bu belgeselin DVD’si TRT Marketlerde bulunmaktadır. İsmail Gaspıralı’nın hayatı ve faaliyetleri hakkında son yıllarda çok sayıda kitap araştırma neşredilmiştir. www.ismailgaspirali.org sitesinde bu konuyla ilgili geniş bilgi bulabilirsiniz. İsmail Gaspıralı hakkında uzun yıllar Türkiye’de çok az eser yayınlanmıştır. 1980’lerin sonundan itibaren yeni eserler neşredilmeye başlandı. Yavuz Akpınar, uzun yıllar Tercüman Gazetesi koleksiyonunu toplayarak üzerine çalışma yaptı. 4 cilt olarak Gaspıralı’nın eserlerini yayına hazırladı ve Ötüken Neşriyat bu muazzam çalışmayı bastı.

[5] Hakan Kırımlı, İsmail Bey Gaspıralı, Kırım Türkleri Kültür ve Yrd Derneği Genel Merkezi Yayınları, Ankara,2001. S.13-17.

[6] Cafer Seydahmet Kırımer, Bazı Hatıralar, Emel Vakfı Yayınları, İstanbul,199

[7] Hakan Kırımlı, Kırım Tatarlarında Millî Kimlik ve Millî Hareketler (1905-1916),Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara,1996. S.201.Hakan Kırımlı’nın doktora çalışmasına dayanan bu eseri, Kırım’ın Çarlık Rusyası’nın esareti altına girdiği yıldan, 1917 yılında Türk Tarihinde ilk Halk Cumhuriyeti’ni kurmalarına uzanan süreci çok kapsamlı ve çok başarılı şekilde tahlil eden, anlatan muhteşem bir eserdir. Bu makalemizin konusu olan Kırım Tatarlarının Millî Bayrakları Gökbayrağı doğuran ve yükselten ruhu ve çağın dinamiklerini çok iyi anlatmaktadır.

[8] Fransız şarkiyatçısı Leon Cahun ( o yıllarda yabancı isimler Türkçe okunuşlarına göre yazılırdı)’un eserlerinin Türkçülüğe çok büyük etkileri olduğu bilinmektedir. Onun 1877 yılında yayınladığı  La Banniere Bleue adlı romanını, Necip Asım Gök Sancak adıyla çevirmiş, günümüzde ise Gökbayrak adıyla tercüme edilmiştir; Leon Kahon, (Tercüme eden Necip Asım) Gök Sancak, İstanbul 1328/1912. Leon Cahun, (Çeviren Aydın Şengör), Gökbayrak, Parola Yayınları,İstanbul,2018.

[9] Cafer Seydahmet Kırımer, Bazı Hatıralar, Emel Türk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Vakfı Yayınları, İstanbul,1993. S.212.

[10] Tuncer Kalkay, “Tarak Tamgalı Gökbayrak”, http://kirimdernegi.org.tr/temel-bilgiler/tarak-tamgali-gokbayrak

Yalkın Böktöre, “Kırım Bayrağı”, https://www.vatankirim.net/kirim-bayragi-14/

[11] İmre Baski, Dobruca’da Kırım Tatar Damgaları, Emel, sayı 208.1995.

[12] Osman Akçokraklı “Kırım’da Tatar Damgaları: Kırım Tatar Kültürünün Araştırılması Amaçlı Bilimsel Etnografik Gezinin Notları, 1925”, Kırım Pedagoji Enstitüsü Haberleri, 1927, I. cilt, s. 32-47. Bu kıymetli makale Emel Dergisinin 135 özel sayısında yayınlanmıştır.

[13] Hansarayı ve bu Demir kapı hakkındaki en kapsamlı bilgi için bknz; Nicole Kançal Ferrari, Kırımdan Kalan Miras Hansaray, Klasik Yayınları, İstanbul, 2006.

[14] Kırımer, Bazı Hatıralar,s.226.

[15] Osman Kemal Hatif (hazırlayan Hakan Kırımlı), Gökbayrak Altında Millî Faaliyet, Kırım Derneği Genel Merkezi Yayınları, Ankara, 1998.

[16] Bölümlerini verdiğimiz bu konuşmanın tamamı Hatif y.a.g.e içinde vermiştir. Ayrıca bir kısmını Cafer Seydahmet Hatıralarında da nakletmiştir. Bu konuda ayrıca Emel dergisini 258-261. Sayılarında da önemli makaleler vardır. http://emelvakfi.org/emeldergisi/basyazi/

[17] Kırım Türklerinin bu yıllardaki milli faaliyetlerini en kapsamlı şekilde Dr.Edige Kırımal incelemiş ve yayınlamıştır. Almanca hazırladığı doktora tezi çalışması, dönemin şahitleri ve kaynaklarının birinci elden kullanılmasıyla hazırlayan ve neşreden Edige Kırımal’ın bu eseri muhteşemdir. Emel dergisinde bölümler halinde tercümesini (son bölümü hariç) yayınlanan bu kıymetli eserin kısa zaman içinde Türkçesinin yayınlanacağı ümidindeyiz. Edige Kırımal, Der Nationale Kampf der Krimtürken, Emsdetten 1952

[18] Bu tarihî buluşma ve sonuçları ilgili daha geniş bilgi için; Zafer Karatay, Kırımoğlu, Bir Halkın Mücadelesi, İstanbul,2019. S.180 ve Murat Vatansever, ”Vatan Kırım’a Ayak Basmak, Bir Hayalin Gerçeğe Dönüşmesi”, Emel, sayı 267, 2019   http://emelvakfi.org/emeldergisi/vatan-kirima-ayak-basmak-bir-hayalin-gercege-donusmesinin-30-yili/

[19] Bu Kurultay hakkında haber ve kabul edilen belgeler için bknz, Emel  sayı 184.1991.

[20] Kırım’daki mücadele ve gelişmeleri güncel olarak Kırım Haber Ajansından, önemli değerlendirme, makale ve yazıları da Emel dergisinden takip etmek mümkündür. https://qha.com.tr/ , www.emelvakfi.org

 

 

Kaynak: Çelebi Dergisi, 2020.

İlginizi Çekebilir

Kırım Bayrağı

Op.Dr. Yalkın BEKTÖRE Gök mavisi zemin üzerinde güneş sarısı tarak damga amblemini taşıyan “Kırım Bayrağı” …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.