Kırım Halk Destanları


Destanlar nazım şeklinde ortaya çıkan en eski ve en çok yayılan halk edebiyatı mahsullerindendir. Sözlü geleneğe bağlı bu anonim eserler zaman ve mekân içinde milletin üzerinde önemli etkisi olmuş şahsiyetlerin menkıbevî ve hakiki hayatları etrafında teşekkül etmiş uzun didaktik hikâyelerdir.

Kırım Türklerinin destanlarının çoğu diğer Türk boylarında da vardır.

Destanlarda çok eski dönemlerde insanların adalet ve hakikat hakkındaki düşünceleri, zulme karşı mücadeleleri, nefret duyguları, hayat tecrübeleri, dünyaya bakışları, iyi bir hayat için gayretleri, kendi aralarındaki ve hükümran sınıflarla olan münasebetleri, halkın içtimaî ve siyasî hayatı tasvir edilmektedir. Bu eserlerde işlenen vakalara bakarak konu ve gayeleri, bediîliklerini itibara alarak destanları kahramanlık ve içtimaî hayat destanları olmak üzere iki grupta incelemek mümkündür.

Kahramanlık destanları içinde "Qoplandı Batır", "Ediğe", "Çorabatır", "Köroğlu" gibi destanlar; içtimaî destanların içinde ise "Tahir ve Zöhre","Aşıq Garip", "Nar Qamış" "Qozukürpeç ve Bayanslu", "Arzınen Ğamber" gibi destanlar alınabilir. 

Destanların bu şekilde sınıflandırılması diğer Türk boylarının folklor çalışmalarında da kabul  görmüştür ve bugünün ihtiyaçlarına cevap vermektedir. Çoğu zaman diğer Türk boylarının, bu cümleden Kırım Türklerinin folklor çalışmalarında içtimaî hayat destanları lirik-epik poemalar diye isimlendirilmiştir. Fakat bu sınıflandırma, destanların sadece bir yönü dikkate alınmakta, tarihî yöneliş seyri, sevgi sayesinde devrin örf-âdetleri, halkın hayatının bediî surette tasvir edilmesi dikkate alınmamaktadır. İlmî çalışmalarda bu sınıflandırma uygulanabilir, ancak halk bu eserlerin hepsini masal diye adlandırmaktadır. Kırım Tatar destanlarını toplama, neşretme ve onlarla ilgili ilmî çalışmalar da yapılmıştır.

Buların arasında V.V. Radlov'un 1896 senesi neşrettiği 'Şimali Türk Qabilelerinin Xalq Edebiyatı Numuneleri" isimli eserin yedinci cildi önemli bir yer tutar. Destanların ilmî bir şekilde toplanan bazı varyantları sadece bu eserde neşredilmiştir. Bu varyantlar şimdi de folklorcuların dikkatini çekmektedir.

Qaramanlık destanlarından "Qoplandı Batır", "Ediğe", "Çorabatır", "Köroğlu", "Er Tarğıl", "Oraq Batır" ve diğerlerinin tekstleri değişik eserler içinde neşredildi ve bugün de folklorcüler tarafından bilinmektedir.

İçtimai hayat destanlarının metinleri neşredildikleri için "Qozukürpeç ve Bayanslu", "Tahir ve Zöhre", "Nar Qamış", "Aşıq Ğarip", "Arzı ve Ğamber", "Aslı ve Kerem" ve diğerleri bilinmektedir. Kırım Dil ve Edebiyat İlmî Araştırma Enstitüsünün çeşitli bölümlerinde toplanan 84 matbaa kâğıdı hacminde masallar, destanlar, efsaneler bulunmaktadır. Bunların içinde 500 yıldan beri yaşamakta olan "Ediğe" destanının ve "Çorabatır" destanının bir çok varyantları da bulunmaktadır."9 

1925 yılında U. Bodanskiy rehberliğinde oluşturulan etnografik çalışma grubu, Kırım Tatar halkının yaşadığı 55 yerde çalışmalar yapmıştır. Folklor eserlerini yazma işi, tarihçi ve epigrafist (eski yazılarla ilgili âlim) O. Akçokraklı'ya havale edilmiş ve halk destanlarını bilen yaşlıları bulunarak pek çok eser yazılmıştır. U. Bodanski bu çalışma sırasında bütün tarihî halk destanlarını "Ediğe", "Çorabatır" ve diğerlerini ezbere bilen iki yaşlı keday bulduklarını ve bu eserleri yazdıklarını belirtir.10

 "Lenin Bayrağı" gazetesinde bazı yaşlı kimselerin babalarının halk sözlü edebiyatına ait küçük türde yüzlerce eserlerin yanında "Çorabatır", "Ediğe" "Aşık Garip", "Tahir ve Zöhre"," Farhad ve Şirin", "Arzı ve Ğamber", "Seyitbattal Gazı", "Şahismail", "Köroğlu", "Kence Osman", "Kerem ve Aslıhan", "Asan", "Leylâ ve Mecnun", "Aygül" gibi yirmiden fazla halk destanını ezbere bildiklerini anlattıkları belirtilmektedir.11 Bizim dönemimizde de bu destanlardan en çok yayılıp halk tarafından bilinenleri "Qoplandı Batır", "Ediğe", "Çorabatır", "Er Tarğıl", "Köroğlu", "Tahir ve Zöhre", "Aşıq Garip", "Nar Qamış", "Qozukürpeç ve Bayanslu", "Arzınan Ğamber", "Kerem ve Aslıhan" ve diğerleridir. 

Farklı kaynaklar "Leylâ ve Mecnun", "Kokon ve Isak" gibi destanları bilenlerin de bulunduğunu bildirmektedirler.12 Bu destanların tamamının şimdi elimizde olmamasına rağmen, bu güne kadar gelmiş olmaları, Kırım tatar folklorunda destan türünün kendine sağlam bir yer edindiğini gösterir.

Destanların tekstlerini neşredilmesi konusunda ciddî çalışmalar yapıldı, fakat bu eserlerle ilgili ilmi incelemeler bugüne kadar yapılmadı. Bu destanlardaki farklı meselelerle ilgili olarak K.Camânâqlı'nın13, A.Fetislâmov'un14, C. Mecitova'nın15, R.İ.Muzaforov'un16, R. Tınçerov-Y.Bolat'ın17, C.Bekirov'un18 maqaleleri basılmıştır. Bunların haricinde ders kitaplarında ve bazı makalelerde destanlarla ilgili çalışmalar yapılmıştır. 

Bütün bunlar da göstermektedir ki, Kırım Türkleri arasında yaşayan destanlar diğer boyların folklorında da bulunmaktadır ve onlar hakkında ciddî çalışmalar yapılmış olması bu meselenin çözümünde önemli bir fayda sağlar. 

Şunu kaydetmek gerek ki, Kırım türklerinin destanlarının bazı kendine has hususiyetleri de bulunmaktadır. Onların farklı varyantları masalları hatırlatır. Bu destanlar hacim bakımından diğer Türk boylarının eserlerinden farklıdırlar. En büyük destan 20-25 sayfalık "Ediğe", "Çorabatır", "Köroğlu"; en küçük destan ise 2-3 sayfalık "Koplandı Batır"dır. Fakat diğer Türk boylarının bu destanları hacim bakımından çok daha büyüktür ve her biri ayrı kitap halinde neşredilmiştir.

Kırım Türklerinin destanları yüksek idealistlikleri ile, halk sevgisi ile, kahramanlarının doğruluk, adalet için zulme karşı verdikleri mücadeleler ile, insaniyet çizgisi ile diğer Türk boylarının destanları ile ortak özellikleri göstermektedir.

Destanlar çoğunlukla nesir veya şiirle süslenmişlerdir. Aslında onlar belli bir makamla söylenirler. Destanlarda yer alan ve tasvir edilen vakalar masal gibi değil de, yaşanan gerçek hadise gibi kabul edilir. Destanlardaki kahramanın adalet, doğruluk için yaptığı mücadele tasvir edilir ve bütün eser onun yaptığı kahramanlıklar üstüne kurulur. Bu eserlerde yaşanan hadiseler belli bir hanlık veya o dönemin mühim hadiseleri etrafında işlenir.

Destandaki baş kahramanın hareketleri bütün halkın yaptığı kahramanlıklarla şahıslandırılmıştır. Bu eserin baş kahramanları her zaman fakir fukarenin menfaati için, adalet için mücadele eder ve bu mücadele daima menfi müsbet kahramanın şahsî mücadelesi ile biter. 

Destanların baş kahramanı mirzalara, zenginlere karşı verdiği mücadelede pek çok zorlukların altından kalkar ve galip gelir. Halk iyi bir hayat için ümid ve düşüncelerini, en iyi arzularını, halkın derdiyle bütünleşen kahramanına bağlar. Bu kahramanlar hakkında halk muhteşem eserler yaratır ve her zaman eseri kahramanın namı ile isimlendirir.

Kahramanlık ve içtimaî hayat destanları pek çok ortak noktada buluşsalar bile konu bakımından birbirlerinden farklıdırlar.

Kahramanlık destanlarında kahramanın yaptığı mücadele anlatılır.

İçtimaî hayat destanlarının esas mevzuu sevgidir. Bu sevgi devrinin örf âdetleri ve hayatı ile ilgilidir. Bu eserlerde tasvir edilen hadiseler hayata daha yakın, tipler ise daha realisttir. Bu tipler genellikle hayatta her zaman karşılaşılaşabilecek insanlar gibi davranırlar. Baş kahraman, sevgilisine kavuşmak için, cesur bir şekilde mücadele ederek, çeşitli zorlukların altından kalkar. 

Destanlarda halkın sıkıntılı günlerinin hayat tarzı, hükümran sınıfların halkla münasebetleri de bedii surette tasvir edilir.

Kahramanlık Destanları 

Kahramanlık destanları halkın tarihî hükümran sınıflara karşı verilen tarihî mücadeleyi tasvir eder. Eserlerin baş kahramanlarının mücadeleleri önce şahsî intikam alma maksadıyla başlar. Fakat, destanlardaki hadiselerin ileri safhalarında bu mücadele eziyet edenlere döner ve onların cezalandırılmasıyla biter. Elbette halk kendi ümid ve arzularını kendi içinden çıkmış olan kahramanların hareketleri ile ifade eder, onlara olan inancını bildirir. Kahramanlık destanlarının kahramanlarında insanüstü güç bulunur. Bu tür eserlerde abartma usûllerinden çok fazla faydalanılır. Kahramanın maksadına ulaşmak için yaptığı sınırsız kahramanlıkları bediî şekilde tasvir edilir.

"Ediğe" destanı XIV. asrın son yarısında ve XV. asrın ilk çeyreğinde; "Çorabatır" destanı ise, XV-XVI. asırlarda; "Köroğlu" destanı XVI-XVII. asırlarda olan tarihî hadiseleri işler. Fakat tarihî hadiseler bu kıymetli eserlerde halkın nokta-i nazarından, onların hafızasından elenerek çıkar ve halk destanlarda tarihî vakalara değer biçer. Fakat bunun haricinde, kahramanlık destanlarında, tasvir edilen vakaların öğrenilmesi, büyük tarihî, etnografik emniyete haiz olarak bize o dönemin yaşayışı, içtimaî kurumu hakkında bilgi verir. 

İçtimai Hayat Destanları 

Kahramanlık destanlarında halk hükümran sınıflarla olan münasebetlerini, kahramanların hareketleri vasıtasıyla tasvir ederken, içtimaî hayat destanlarında da delikanlı ile kızın ebedî sevgisi için yaptıkları mücadele tasvir edilir. Bu destanların yaratıldığı dönemlerde, halk arasında dinin, şeriat kanunlarının etkisi oldukça fazladır.

İşte böyle bir devirde delikanlı ile kızın sevgileri için verdikleri mücadele, bu hükümran sınıflara karşı çıkma gibi görülmektedir. 

"Qozukürpeç ve Bayan Sulu", "Tahir ve Zöhre", "Aşıq Garip", "Arzı ve Ğamber", "Asıl ve Kerem", gibi destanlarda iki gencin birbirlerine karşı olan samimi sevgileri, bu sevgi için çektikleri sıkıntılar ve bu sıkıntılara rağmen sevgilerine son nefeslerine kadar sadık kalmaları tasvir edilir. Halk bu destanlardaki tipleri, onların mutluluk için çektikleri sıkıntılara sabırla dayanarak, sevgilisine kavuşmak için gösterdikleri gayretleri aks ettirir. Fakat bu destanlarda işlenen sadece sevgi değildir, burada hayat manzaraları, hükümran sınıfların halkla olan münasebetleri ve bu münasebetlere halkın bakışı, eskiden yaşayan halkın örf adetleri, medeniyeti, içtimaî, siyasî, iktisadî durumları belli bir oranda da olsa belirtilir. 

İçtimaî hayat destanlarının birbirini andıran bazı umumî özellikleri vardır. Hatta halk arasında bu benzerliği anlatmak için çınlar da söylenmiştir. 

Arzu ile Ğamber, Tahir ile Zöhre, Kokok ile İsak, 

Bir anadan doğmuş gibi oluvermek. 

Tanınmış folklorcularımızdan K. Reşidov (Camânâklı), "Kozukürpeç ve Bayanslu" ile "Tahir ve Zöhre" destanlarını şöyle mukayese etmiştir: "Bu poemanın esas konusu, "Tahirnen Zöhre" de olduğu gibi samimi sevgi ve rahat bir hayat uğrunda verilen mücadeleden ibarettir. Bu poemanın konusu "Tahir ve Zöhre" poeması ile bir gibidir. Fakat "Kozukürpeç"te Tatar halkının eski hayatı ve âdetleri tam olarak aksettirilmiştir.19 Bu konu diğer Türk boylarının folklorculer tarafından da ilmî bir şekilde incelenmiştir.20

Konu bakımından birbirlerine çok yakın olan bu destanların hepsinde genç yüreklerin samimi sevgisini tasvir edilir. Kozukürpeç Bayanslu'yu, Tahir Zöhre'yi, Âşık Garip Şahsenem'i, Kerem Aslı'yı canı gönülden sever ve bütün hayatlarını sevgililerine kavuşma uğrunda harcarlar.


9 "Qızıl Qrım", No.76,1941. 

10 U. Bodanskiy, Arxeologiçeskoe i Etnografiçeskoe IzuçenieTatar v Qrımu, Simferopol 1930, s.13.

11 "Lenin Bayrağı", No:85,1973.

12 C. Mecitova, "Qrımtatar Xalq Yaratıcılığında Qadın Qız Obrazı", Sovet Edebiyatı, No:3,1941, s. 19.

13 K.Camânâqlı, "Qrımtatar Masalları" "Masallar",Taşkent 1941,c.I,s.5-29.

14 A. Fetislâmov, "Ediğe Eposı Aqqında", Edebiyat ve Kültüra 1938, No:10. - "Çorabatır Aqqında", Edebiyat ve Kültüra, 1939, No: 2. -"Qozukürpeç ve Bayanslu Aqqında", Sovet Edebiyatı, 1941, No:4.

15 C. Mecitova, "Qrım Xalq Yaratıcılığında Qadın-Qız Obrazı", Sovet Edebiyatı, 1941, No:3, s.17-23.

16 R.I. Muzafarov, "Oçerki Folklora Türkov", (Doktorskaya Dissetatsiya), Melekess,1966, s.94-101.

17 R. Tınçerov,Y.Bolat, Edebiyat Dersliği Orta Mektep İçün, 1940, s.26-44.

18 C.Bekirov, Tatar Folklorı, Taşkent 1975, s.25-41.

19 K. Reşitov (Camânâqlı), "Qrımtatar Masalları", Masallar değen kitabında, Simferopol 1941, s. 22.

20 Baq: V.M. Jirmunskiy, X.T. Zarifov, Uzbekskiy Narodnıy Geroiçeskiy Epos. M., 1947, s. 296-299. M.G. Taxmasib, Azerbaycanskiye Narodnıye Destanı, (sr.veka ve başqaları.)


Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi,  Ankara 1999 - Cilt.13  Sf.46