July 2010

Gaz Sancısı

26.02.2006

Özgür KARAHAN

26 Mart 2006’da Ukrayna’da yapılacak genel seçimler öncesinde bölgedeki sular giderek ısınıyor. Karadeniz çevresinde ABD, Rusya, AB ve bölge ülkelerinin dahil olduğu kıyasıya bir mücadele sürüyor. Enerji yollarını tamamen elinde bulundurmak isteyen ABD ve bölgedeki nüfuzunu kaybetmek istemeyen Rusya küresel bir rekabet içindeler. Kırım ise bu sert mücadele sahasının tam merkezinde kalıyor.

Önce “doğalgaz krizi”, ardından “Karadeniz donanması krizi”, “fener krizi” ve ardından “Rusça referandumu krizi”geldi…

Rusya’nın, eski Sovyet cumhuriyetlerine ucuz doğalgaz verme uygulamasını değiştirerek Ukrayna’ya satılan gazın fiyatını yükseltmek istemesi üzerine Kiev yönetimi de Kırım’daki Rusya deniz filosunun kira bedelini artırmayıgündeme getirdi. Her iki ülke de bunu “fiyatları dünya standartlarına çekme” şeklinde adlandırıyor.

Rus-Ukrain gaz savaşı

Rusya devlet başkanı Putin arka bahçesi olarak gördüğüeski sovyet cumhuriyetleri ile Batı arasındaki yakınlaşmadan epeyce rahatsız. Bölgede ard arda gelen “renkli” devrimler sonrasında Moskova nufüzunu koruma gayretinde. Bununiçin de elindeki en önemli kozu, enerjiyi silah olarak kullanıyor.

2004 Aralık ayındaki başkanlık seçimleri sonrasında batı destekli “Turuncu Devrim” ile Ukrayna devlet başkanı seçilen Yuşçenko sonrasında Rus-Ukrain ilişkileri buzulçağını yaşamaktaydı.

Genel seçimlerin yaklaşması ile birlikte Ukrayna’daki Rusya yanlılarını desteklemek ve mevcut iktidarı “yola getirmek” amacıyla Kremlin doğalgaz krizini çıkardı.

Rus enerji devlerinden Gazprom…

Kriz, Rusya’nın Ukrayna’dan aldığı doğalgaz karşılığında uluslararası piyasalardaki fiyatı ödemesini istemesiyle başladı. Doğalgaz fiyatlarının beş katına çıkması anlamına gelen talebi Ukrayna kabul etmeyince, Rusya doğalgaz vanalarını kapattı . Rusya bu arada, AB ülkelerinin ihtiyacını karşılayacak düzeye doğalgazın taşıma hatlarına pompalanması işlemlerini devam ettirdi.

Ukrayna ise, “hakkım” diyerek, Rusya’nın AB ülkelerine aktarılması için pompaladığı doğalgazın belli bir kısmını alıp, geri kalanını aktarmaya başladı. Bunun üzerine Rusya, Ukrayna’yı “hırsızlık yapmakla” suçladı. Bu kesintiden aralarında Türkiye’nin de bulunduğuRusya’dan gaz ithal eden Avrupa ülkeleri de etkilendiler. Gaz paniği fazla uzun sürmedi. Ukrayna Rusya ile fiyat konusunda uzlaşmak zorunda kaldı. Rusya’nın gaz tekeli Gazprom’un başkanı Aleksey Miller ve Ukrayna gaz şirketi Neftogaz’ın başkanı Oleksiy İvçenko yeni gaz tarifesi üzerinde anlaşarak beş yıllığına el sıkıştılar. Kriz öncesinde Neftogaz Rus doğalgazının 1000 metreküpünü 50 dolardan alıyordu. Yeni anlaşmaya göre fiyat230 dolar /1000 m3 oldu. Ancak aynı boru hattından gelen Türkmen ve Kazak doğalgazları için daha düşük ücret ödeyen Ukrayna’nın ortalama gaz maliyeti böylelikle 95 dolara çıkmış oldu.

Buna karşılık Gazprom Avrupa’ya ihraç ettiği doğalgaz için Ukrayna’ya ödediği transit geçiş ücretini 1000 metreküp için 1,09 dolardan 1,65 dolara çıkarmayı ve ödemeleri nakit yapmayı kabul etti. Fakat bu anlaşma Ukrayna’da yeni bir siyasi krize neden oldu. Muhalefet milli çıkarlara aykırı bulduğu bu anlaşmayı gerekçe göstererek Başbakan Yekhanurov hükümetine 10Ocak’ta güvensizlik oyu verdi. Cumhurbaşkanı Yuşçenko ise oylamanın anayasaya aykırı olduğunu söyleyerek temyize gidileceğini söyledi. Yekhanurov hükümeti 26 Mart’taki seçimlere kadar iş başında kalacak.

Artek Zirvesi’nden Demokratik Tercih Topluluğu’na

Ukrayna devlet başkanı Viktor Yuşçenko, Gürcü lider Saakaşvili’nin Borjomi deklerasyonunun ardından Litvanya devlet başkanı Valdas Adamkus ve Polonya devlet başkanı Aleksander Kvasnievski’nin de katılımıyla 2005’in Ağustos ayında Kırım’daki meşhur gençlik kampı Artek’te bir araya gelmişler ve bölgesel sorunları “gayri resmi” bir zirvede tartışmışlardı. Gürcistan ve Ukrayna’nın öncülük ettiği 9 bölge ülkesi 2 Aralık 2005’te Kiev’de toplanarak Demokratik Tercih Topluluğu’nu resmen hayata geçirdiler. Balkan, Baltıkve Karadeniz ülkelerinden oluşan toplulukta Ukrayna, Gürcistan, Litvanya, Letonya, Estonya, Romanya, Moldova, Slovenya ve Makedonya yer aldılar.

Karadeniz Donanması krizi

Ukrayna Moskova’nın doğalgaz hamlesine misilleme yapmakta gecikmedi ve Akyar (Sevastopol) askeri deniz üssündeki Rus donanmasını tartışmaya açtı. 1997’deimzalanan ve 2017 yılında süresi dolacak olan anlaşmaya göre Rusya Akyar’daki askeri üsten yıllık 98 milyon dolar karşılığında faydalanabiliyordu. Gaz krizi sonrasındaUkrayna bu kiranın 4 kat artırılmasını talep etti. Bir dönemKırım Ö.C. başbakanlığını da yapan Ukrayna DevletBaşkanlığı Sekreter Yardımcısı Anatoliy Matviyenko,”Ukrayna da kendi topraklarındaki yabancı askerî üslerin fiyatlarını dünya standartlarına çıkartmak hakkına sahiptir.”diyerek Moskova’yı uyardı.

Amerika’nın “Aktif Çaba”sı

ABD, terörle mücadele için Akdeniz’de NATO bünyesinde faaliyet gösteren “Aktif Çaba” adlı deniz gücü operasyonunun görev alanının, Karadeniz’i de kapsayacak şekilde genişletilmesini istiyor. Türkiye ise, Rusya ile birlikte bu girişime karşı çıktı. Türkiye Montrö anlaşması ile Boğazlarile ilgili haklarına müdahale edilmesini istemiyor. Terörle mücadelenin, kendiyürüttüğü “Karadeniz Uyum” operasyonu ve Karadeniz ülkelerinin üyesi bulunduğu Karadeniz Gücü (Blackseafor) adlı teşkilâtça yapılabileceğini ve ayrıca bir NATO girişimine gerek olmadığını belirtiyor.

Diğer Karadeniz ülkeleri Romanya, Bulgaristan, Ukrayna ve Gürcistan bu talebe sıcak bakıyorlar. Gürcistan ve Ukrayna’daki devrimleri kaygıyla izleyen Rusya’nın ise, ABD’nin bu politikalarına tamamen karşı olduğu biliniyor.

Gözlemcilere göre, ABD’nin Karadeniz’deki potansiyel askeri varlığı, “Demokrasi ve özgürlüklerin dünyada yaygınlaştırılması” yönünde Washington’ın savunduğu politikaları desteklemeyi de amaçlıyor. ABD’nin yanısıra, Türkiye, İngiltere, İtalya, Yunanistan, Almanya, Hollanda ve İspanya’dan savaş gemilerinin yer aldığı operasyonda, bölgede seyreden ticari gemiler izleniyor ve teröre, silah kaçakçılığına ve suçlara karıştığından kuşkulanılan gemiler aranıyor.

Gürcistan, Moldova ..

Gaz sancısı çeken bir diğer bölge ülkesi de Gürcistan. Batıya dönük Saakaşvili’nin devrim ile başa gelmesi sonrasında kopma noktasına gelen Rus-Gürcü ilişkilerinde yeni bir kriz yine doğalgaz nedeniyle tırmandı. Rusya’nın “kulağını çekmek” istediği bir başka ülke olan Gürcistan altıgün süreyle yakın tarihinin en soğuk kış günlerini yaşarken doğalgazsız kaldı. Rusya gaz kesintisine gerekçe olarak Çeçen savaşçıların boru hattını bombalamasını gösterdi. Ancak bu iddiayı kanıtlayacak hiç bir delil sunulmadı. Moldova ise Rusların yoğunlukla yaşadığı ayrılıkçı rüzgarların hüküm sürdüğü Trans-dnyester bölgesi nedeniyle Rusya ile ters düşüyor. Dnyester (Buğ) Irmağı boyunca Moldova veUkrayna sınırında uzanan bölgede 1992 senesi kısa süreli bir iç savaş olmuş ve Rus ordularının da müdahalesi ile durmuştu. Uluslararası platformda tanınmayan bir “devlet”olan Trans-dnyester’de halen bir Rus askeri birliği bölgede konuşlanmış durumda.

Moldova’nın da 1 Nisan’da Gazprom ile anlaşması bitiyor. Rusya Moldova’nın ödediği doğal gaz fiyatını AB ülkeleri seviyesine çıkarmasını talep ediyor. Ukrayna ve Moldova’nın bölgeye giriş çıkışlarda kontrolleri sıkılaştıracağını açıklaması Rusya’nın tepkisine yol açtı.

Fener krizi

12 Ocak’ta Yalta’daki deniz fenerine bir grup Ukraynalı yetkili gelerek buradaki Rus personele “Fenerin idaresini devralıyoruz” sözleriyle Ruslara kapıyı gösterdi. Rusya’nın Karadeniz donanması Generali Vladimir Masorin, ordusuna sertbir emir verdi: “Öncelikli olarak sivilanlaşma yöntemlerini kullanarak fenerin kontrolünü geri alın…” .

Masorin, 1997’de mülkiyeti Ukrayna’ya verilen fener için, “Deniz kuvvetlerimizin merkezlerinden olan bu fener, şirket mantığıyla işletilmektedir. Dolayısıyla normal seyir ve hidrografi çalışmalarını sürdürebilmek için Rusya’ya iade edilmeli”dedi. Ukrayna Dışişleri Bakanı Boris Tarasyuk ise karşılıkverdi: “Fener, Ukrayna’nın malıdır. Rusya, Kırım’daki buna benzer yüze yakın noktayı yasadışı bir biçimde elinde tutuyor…”

Ukrayna ise kendi sınırları içinde gördüğü fenerlere müdahalenin bağımsız bir devlet olarak içişleri olduğunu belirterek Rusya’yı içişlerine karışmaması konusunda uyarırken Rusya gerekirse sınırlar yeniden çizilir diyerek aba altından sopa göstermeye devam ediyor.

Kırım’daki durum

Kırım’ın yerli halkı olan Kırım Tatarları ise doğal olarak bu mücadelede kendilerini yok olmanın eşiğine kadar sürüklemiş Rusya’yı değil batı yanlısı Turuncu Devrim taraftarlarını desteklediler. Turuncu devrim sonrasında problemleri çözülmemiş, haklarını tamamıyla geri kazanamamış olsa da Kırım Tatarlarının bu hassas dengeler içinde seçimlerde Rusları desteklemesi söz konusu bile değil. 2005 Aralık ayında Akmescit’te toplanan 4. Kırım Tatar Milli Kurultayı’nın 4. oturumunda Ukrayna’daki seçimlerle ilgili siyasi tavır saptandı. Kırım Tatarları gerek Ukrayna parlamentosuna gerekse K.Ö.C parlamentosuna daha fazla milletvekili sokmak istiyorlar. Ancak yeni seçim kanunları ile çok da olumlu bir netice alınamayabilir.

Yanukoviç’in Bölgeler Partisi’nin Kırım temsilciliği 300.000 imza toplayarak 26 Mart seçimlerine paralel olarak bir referandum yapılmasını talep etti. Bu referandum ile Rusça’nın Kırım’da devlet dili olarak kabul edilmesi oylanacak. Ukrayna devlet başkanı Yuşçenko bu kararın yasal olmadığını ifade ederek itiraz etti. Rusya Federasyonu devlet başkanı Putin vakit kaybetmeden Yuşçenko’yu arayarak Ukrayna’daki tüm etnik grupların kendi dil ve kültürlerini geliştirme hakkının olması gerektiğini iletti.

Kırım’daki Rusya destekli her türlü provokasyona karşı ihtiyatlı davranan Kırım Tatar Milli Meclisi oyların bölünmemesi için çaba sarfediyor. Yeni seçim sistemine göre alınacak oy oranında milletvekili çıkarılabiliyor. Bu da Kırım’daki nüfusun %11’ini oluşturan Kırım Tatarlarının memnun olacağı bir netice ortaya koymuyor.

Ukrayna parlamentosuna ise KTMM başkanı Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve KTMM başkan yardımcısı Refat Çubar’ın yeniden seçilmesi bekleniyor. Seçimlerden sonra KÖC parlamentosunda Rus şovenist grupların etkinlik kazanması Ukrayna’yı sıkıştırmak isteyen Rusya’nın işine gelecek.

Zor bir dönemin eşiğindeyiz.