September 2010

(Ola­yın ce­re­yan ta­ri­hi­nin ay ve gü­nü be­lir­le­ne­me­miş­se yıl ola­rak gö­te­ril­miş­tir.)
14 Ka­sım 1683: Mer­zi­fon­lu Ka­ra Mus­ta­fa Pa­şa’nın is­te­ği üze­ri­ne Mu­rad Gi­ray Han az­le­di­le­rek Kı­rım Han­lı­ğı tah­tı­na İkin­ci Ha­cı Gi­ray otur­tul­du.
İkin­ci Ha­cı Gi­ray, Se­lim Gi­ray ile bir­lik­te, Avus­tur­ya Se­fe­ri’ne ve Vi­ya­na Ku­şat­ma­sı’na ka­tıl­mış­tı. Bu­ra­da ce­sâ­ret ve kah­ra­man­lık gös­te­rip ün ka­zan­dı. Boz­gu­na uğ­ra­yan Os­man­lı or­du­su­nun ta­şı­mak­ta ol­du­ğu İs­lam bay­ra­ğı­nı düş­ma­nın eli­ne düş­mek­ten kur­tar­dı.
As­ker­le­ri ile bu sa­vaş­tan Kı­rım’a dö­ner­ken Bu­cak’ta­ki İs­mail ge­çi­di ya­nın­da Le­his­tan or­du­su­na rast­la­dı. Ara­la­rın­da mey­da­na ge­len çar­pış­ma­da Leh or­du­su­nu pe­ri­şan edip ko­mu­ta­nı­nı esir al­dı. Leh­li­le­ri Bu­cak’ tan dı­şa­rı at­tı.
Nu­red­din gö­re­vin­de bu­lu­nan Aza­mat Gi­ray’ı Bu­din Ka­le­si’nin im­da­dı­na gön­der­di. Ken­di­si mu­zaf­fer bir kah­ra­man ola­rak yur­du­na dön­dü. Mu­rad Gi­ray az­le­di­lin­ce, Vi­ya­na Ku­şat­ma­sı’nda­ki ba­şa­rı­la­rı se­be­biy­le  Kı­rım Han­lı­ğı tah­tı­na otur­tul­du.
İkin­ci Ha­cı Gi­ray eli sı­kı bir ki­şi idi. Bol bah­şiş al­ma­ya alış­mış olan ko­mu­tan­lar, ken­di­sin­den mem­nun kal­ma­yın­ca halk ara­sın­da fit­ne ve fe­sat to­hum­la­rı sa­çıp is­yan çı­kart­tı­lar. Hal­kı, Han’ın sa­ra­yı­na sal­dırt­tı­lar. Ha­zi­ne­si­ni ve mal­la­rı­nı yağ­ma et­tir­di­ler. Han, ca­nı­nı kur­tar­mak için mai­ye­ti ile ka­çıp Man­gup Ka­le­si’ne sı­ğın­mak zo­run­da kal­dı. Kal­gay Dev­let Gi­ray’ın bu is­ya­na se­yir­ci kal­ma­sı, Han’a yar­dım et­me­me­si akıl ve iyi ni­yet sâ­hip­le­ri­ni üz­müş­tür.
Bu olay­dan son­ra Kı­rım Han­lı­ğı’nın ile­ri ge­len­le­ri, Os­man­lı pâ­di­şa­hı­na baş­vu­rup hiç su­çu ol­ma­dı­ğı hal­de,  İkin­ci Ha­cı Gi­ray Han’ın az­li­ni is­te­di­ler. Ye­ri­ne Se­lim Gi­ray’ın han ola­rak gön­de­ril­me­si­ni ta­lep et­ti­ler. İs­tek ka­bul edil­di ve İkin­ci Ha­cı Gi­ray Han, Ro­dos Ada­sı’na sü­rül­dü, ora­da öl­dü.
İkin­ci Ha­cı Gi­ray Han, 41 yıl ya­şa­dı ve yal­nız 9 ay han­lık yap­tı.
10 Ağus­tos 1684: Hal­kın is­te­ği üze­ri­ne az­le­di­lip Ro­dos Ada­sı’na sür­gü­ne gön­de­ri­len İkin­ci Ha­cı Gi­ray Han’ın ye­ri­ne Ha­cı Se­lim Gi­ray Han, ikin­ci de­fa Kı­rım Han­lı­ğı tah­tı­na otur­tul­du.
Kı­rım’ın en bü­yük 5 ha­nın­dan bi­ri ve so­nun­cu­su olan Se­lim Gi­ray, ilk de­fa, 1671 yı­lın­da Kı­rım Ha­nı ol­muş ve 1678 yı­lı­na ka­dar ül­ke­si­ni 6 yıl 10 ay yö­net­tik­ten son­ra, az­le­di­le­rek ye­ri­ne Mu­rad Gi­ray, tah­ta otur­tul­muş­tu.
Se­lim Gi­ray ikin­ci de­fa Han tâ­yin edil­di­ği sı­ra­da Avus­tur­ya­lı­lar Os­man­lı mem­le­ke­ti­ne sal­dı­rıp Sof­ya ya­kın­la­rına ka­dar gel­di­ler. Pa­di­şah, bu­na kar­şı ge­rek­li ted­bir­le­ri al­mak ve ha­re­kâ­ta geç­mek için ve­zir­le­ri i1e Edir­ne’de bir as­ke­rî da­nış­ma mec­li­si top­la­dı. Bu mec­li­se ka­tıl­mak üze­re Se­lim Gi­ray da çağ­rıl­dı. Mec­lis­te ve­ri­len ka­ra­ra gö­re Kı­rım Ha­nı, Baş­ve­zi­rin mai­ye­tin­de Avus­tur­ya­lı­la­ra kar­şı sa­va­şa ka­tıl­mak­la gö­rev­len­di­ril­di.
Han, Edir­ne sı­nı­rı­na yak­laş­tı­ğı sı­ra­da, Rus­la­rın Ka­li­tiş bo­yar­la­rın­dan (1) Ga­liç adın­da­ki ge­ne­ra­lin ko­mu­ta­sı al­tın­da 200.000 as­ker­den ve 1.000 top­tan olu­şan bü­yük ve kuv­vet­li bir or­du ile Kı­rım’a sal­dır­mak üze­re sı­nı­rı ge­çip Or Ka­le­si’ne yü­rü­dü­ğü­nü ha­ber al­dı. Rus­lar Azak ve Ka­ra­de­niz sa­hil­le­rin­de­ki ka­le­le­ri ku­şat­mış­lar­dı. Se­lim Gi­ray beş gün için­de yıl­dı­rım hı­zıy­la Edir­ne’den Kı­rım’a gel­di. Se­kiz gün için­de ace­le ha­zır­lı­ğı­nı ya­pıp Rus­la­rın üs­tü­ne git­ti. Ka­ra Yıl­ga de­ni­len yer­de Rus­lar­la kar­şı­laş­tı. Ha­nın as­ker­le­ri Rus­lar­dan  az­dı.
Se­lim Gi­ray  or­du­su­nu  üçe  ayır­dı: Bi­rin­ci kol ken­di ko­mu­ta­sın­da oluş­tu­rul­du. İkin­ci kol, Kal­gay Dev­let Gi­ray’ın em­ri­ne ve­ril­di. Üçün­cü  kol, Aza­mat ve Se­la­met Gi­ray­la­rın ko­mu­ta­sın­da idi. Bu ter­tip üze­ri­ne Rus­lar­la sa­va­şa tu­tuş­tu­lar ve tam bir gün vu­ruş­tu­lar. Kı­rım­lı­lar alı­şıl­ma­mış bir ce­sa­ret ve us­ta­lık­la dö­vüş­tü­ler. Ak­şam ka­ran­lık ba­sın­ca sa­vaş dur­du. Han, beğ­le­rin, ko­mu­tan­la­rın ve ule­ma­nın ka­tıl­dı­ğı bir as­ke­rî da­nış­ma mec­li­si top­la­dı. İkin­ci gü­nü uy­gu­la­na­cak mu­ha­re­be pla­nı­nı ha­zır­la­dı. Er­te­si gü­nü cenk ye­ni­den baş­la­dı. Mu­ha­re­be­nin en şid­det­li bir anın­da Nu­red­din Sul­tan atın­dan ye­re atlla­yıp dal­kı­lıç Rus or­du­su­nun mer­ke­zi­ne sal­dır­dı. Bu­nu gö­ren Kı­rım as­ker­le­ri sa­şı­la­cak bir kah­ra­man­lık­la yıl­dı­rım gi­bi hü­cu­ma geç­ti­ler. Rus­la­rı şaş­kın­lı­ğa uğ­rat­tı­lar ve ge­ri at­tı­lar, bin ka­dar esir­le 30 top al­dı­lar. Fa­kat ta­ma­men mağ­lup ede­me­di­ler. Rus­lar pek ço­ktu­lar; bo­şa­lan sı­ra­la­rı ar­ka­dan ge­len­ler he­men dol­du­ru­yor­lar­dı. Bir ara to­par­lan­dı­lar, Or Ka­le­si’ne ya­kın Ku­yaş (Gü­neş) de­ni­len yer­de is­tih­kâm­lar ka­zıp sa­va­şı ye­ni­den kı­zış­tır­dı­lar.
Or Ka­le­si’nde­ki Kı­rım as­ke­ri­nin sa­yı­sı az­dı. Han, ağa­sı Ba­ha­dır Ağa’yı ka­le­ye ser­dar tâ­yin et­ti. Kı­rım as­ker­le­ri de Rus or­du­su­nun kar­şı­sı­na is­tih­kâm kaz­dı­lar. Rus­lar su yok­lu­ğun­dan zah­met çe­ki­yor­lar­dı. De­niz su­yu içi­yor­lar­dı. Ta­ham­mül­le­ri kal­ma­mış­tı. Kaç­mak is­ti­yor­lar­dı fa­kat bu­nu daha teh­li­ke­li gö­rü­yor­lar­dı. Bir hi­le­ye baş­vur­du­lar: Ev­vel­ce Rus uy­ruk­lu­ğu­nu al­mış olan Ala­nur ka­bi­le­si­nin rei­si Kal­muk Ağa’yı Han’a gön­de­rip ba­rış tek­lif et­ti­ler. Han da Yaş­lav ka­bi­le­si ile­ri ge­len­le­rin­den Ke­mal Mir­za­yı Rus­la­ra el­çi gön­der­di. Han, Rus­la­rın Kı­rım­lı­la­rı oya­la­yıp kaç­mak is­te­dik­le­ri­ni an­la­mış­tı. Bu­na gö­re ha­zır­lık ve ter­ti­ba­tı­nı yap­mış­tı. Ger­çek­ten bir sa­bah, düş­ma­nın or­ta­dan kay­bol­du­ğu­nu gö­ren Han pe­şine dü­şüp onu ko­va­la­ma­ya gi­riş­ti. Do­kuz­lu Oba ya­kın­la­rı­da ar­ka­sın­dan ye­ti­şip epey­ce­si­ni öl­dür­dük­ten son­ra sı­nı­rı­nın dı­şı­na at­tı.
Se­lim Gi­ray, 1689 yı­lın­da vu­ku bu­lan Os­man­lı Avus­tur­ya Sa­va­şı’na da çağ­rıl­dı. Kal­gay ve Nu­red­din Sul­tan­la­rı Kı­rım’ın sa­vun­ma­sı ve ko­run­ma­sı ile gö­rev­len­di­rip, ken­di­si or­du­su­nu alıp Ru­me­li’ye geç­ti. Hız­lı bir yü­rü­yüş ya­pan as­ker çok yo­rul­muş­tu. Tö­be Ço­krak de­ni­len yer­de 12 gün ka­lıp din­len­di­ler. Bu­ra­dan yo­la çı­kıp Fe­rah Ker­man’a ve ora­dan Yay­dib’e var­dı­lar. Bu­ra­da da bir­kaç gün din­le­nip yor­gun­luk­la­rı­nı gi­der­dik­ten son­ra Üs­küp’te düş­man or­du­su­na rast­la­dı­lar ve he­men sal­dı­rı­ya geç­ti­ler. Ka­ça­nik ge­çi­din­de düş­ma­nı boz­gu­na uğ­rat­tı­lar. Kar­boz adın­da­ki Her­sek voy­vo­da­sı­nı esir al­dı­lar.
Bu ça­tış­ma­da Kı­rım’ın meş­hur kah­ra­man­la­rın­dan Çe­le­bi oğ­lu Mus­ta­fa Ağa ve Ab­dur­ra­him Çe­le­bi gi­bi ki­şi­ler şe­hit ol­du­lar. Mu­ha­re­be, Mus­ta­fa Ağa’nın gös­ter­di­ği ola­ğa­nüs­tü ce­sâ­ret  sâ­ye­sin­de  ka­za­nıl­mış­tır. Bu za­fer üze­ri­ne Pa­di­şah Han’ı Edir­ne’ye dâ­vet et­ti, mem­nu­ni­yet ve tak­di­ri­ni bil­di­rip bol he­di­ye­ler ile gön­lü­nü al­dı, il­ti­fat et­ti.
Se­lim Gi­ray Han, Köp­rü­lü­za­de Mus­ta­fa Pa­şa ile ye­ni­den sa­va­şa gön­de­ril­di. Bel­grad Ka­le­si ona­rı­lıp sağ­lam­laş­tı­rıl­dı. Niş ka­sa­ba­sı­na dön­dük­le­ri za­man Han, oğ­lu ve Nu­red­din’i Aza­met Gi­ray’ın öl­dü­ğü­nü öğ­ren­di ve çok üzül­dü. Acı­sı­na da­ya­na­ma­yıp 1691’de Han­lık­tan is­ti­fa et­ti .Kı­şı Edir­ne ci­va­rın­da­ki Ti­mur­taş çift­li­ğin­de ge­çir­di.
Ye­ri­ne Am­ca­sı­nın oğ­lu Sea­det Gi­ray Han tâ­yin olun­du.
Se­lim Gi­ray İs­tan­bul’a ve ora­dan Mek­ke’ye gi­dip hac fa­ri­za­sı­nı eda et­ti ve Ha­cı ol­du. Hac­dan dö­nü­şün­de Pa­di­şah özel adam­la­rı­nı gön­de­rip Han’ı tö­ren­le kar­şı­lat­tı. He­di­ye­ler­le tal­tif et­ti. İka­me­ti için Si­liv­ri’de bir çift­lik tah­sis olun­du. Ha­cı Se­lim Gi­ray Han, 1692 yı­lın­da üçün­cü, 1702 yı­lın­da da dör­dün­cü de­fa Kı­rım Han­lı­ğı tah­tı­na otur­tul­du. Top­lam 21 yıl 9 ay han­lık yap­tı.
Ağus­tos 1684: Se­lim Gi­ray Han, Os­man­lı or­du­su ile bir­lik­te Le­his­tan Se­fe­ri’ne ka­tıl­dı.
Le­his­tan  kra­lı  Jan   So­bies­ki’nin  Avus­tur­ya  İm­pa­ra­to­ru Le­o­pold’e sağ­la­dı­ğı des­tek­le  ka­za­nı­lan Vi­ya­na Za­fe­ri, Avus­tur­ya için bü­yük bir ka­zanç ol­duy­sa da za­fe­ri el­de eden İm­pa­ra­tor, ken­di­si­ne bu bü­yük ba­şa­rı­yı te­min eden Le­his­tan Kı­ra­lı’na lâ­yık ol­du­ğu öne­mi ver­me­miş ve onu dış­la­mış­tı. Bun­dan son­ra Leh­li­ler Os­man­lı sı­nı­rı üze­rin­de aç­tık­la­rı cep­he­de mü­câ­de­le­ye de­vam et­ti­ler.
Es­ki Boğ­dan Be­yi Ste­fan, Leh­li­le­rin ya­nı­na kaç­tık­tan son­ra on­lar­la bir­lik­te sı­nır­da fa­a­li­yet­te bu­lun­mak­ta idi. Vi­ya­na boz­gu­nun­dan son­ra Ste­fan bu fa­a­li­ye­ti­ni art­tı­rıp, hat­tâ bir ara­lık Boğ­dan Voy­vo­da­sı Du­ka Bey’i bas­tı­ra­rak esir edip gö­tür­müş ol­du­ğun­dan onun ye­ri­ne İs­tan­bul’da bu­lu­nan es­ki Boğ­dan Zoy­vo­da­sı Di­mit­raş tâ­yin olu­nup gön­de­ril­di.
1684 yı­lı­nın  Ağus­tos ayın­da Le­his­tan Kra­lı Jan So­bies­ki,  80.000 ki­şi­lik bir kuv­vet­le Ka­ma­ni­çe üze­ri­ne gel­di. Plâ­nı ge­re­ğin­ce bu­ra­sı­nı al­dık­tan son­ra Boğ­dan’ı iş­gal ede­cek­ti. Ho­tin Ka­le­si kar­şı­sı­na ge­len So­bies­ki ka­le ta­ra­fı­na geç­mek için 30.000 ki­şi ayı­rıp bun­la­rı köp­rü kur­ma­ğa me­mur et­ti. Fa­kat gö­rev­li­ler, ne­hir taş­kı­nı ol­du­ğun­dan te­mel tut­tu­ra­ma­dı­lar. Köp­rü ya­pı­lın­ca­ya ka­dar 8.000 ki­şi,  Ba­ra­baş Ka­za­ğı’nı ko­ru­mak­la gö­rev­len­di­ril­di.
Bu sı­ra­da ikin­ci de­fa Kı­rım han­lı­ğı­na ta­yin edi­len Se­lim Gi­ray Han yüz bin ki­şi­lik bir kuv­vet­le se­fe­re çı­kıp Le­his­tan cep­he­si ser­da­rı Sa­rı Sü­ley­man Pa­şa ile Tur­la ya­ni Din­yestr neh­ri ke­na­rın­da bu­luş­ma­yı ka­rar­laş­tır­dık­la­rın­dan her iki­si de o ta­ra­fa ha­re­ket et­miş­ti.
Se­lim Gi­ray Han, bü­yük oğ­lu ve Kal­ga­yı Dev­let Gi­ray Sul­tan’a 30.000 ka­dar kuv­vet ve­rip Ho­tin önün­de­ki köp­rü­yü mu­ha­fa­za et­mek­te olan Ba­ra­baş Ka­zak­la­rı üze­ri­ne gön­der­di. Dev­let Gi­ray Sul­tan bun­la­ra bas­kın ya­pıp ya­ka­la­ya­rak he­men hep­si­ni kı­lıç­tan ge­çir­di.
Din­ye­per neh­ri ke­na­rı­na ge­lin­di­ği za­man Se­lim Gi­ray Han, yük­sek bir ye­re çı­kıp Kı­rım Türk­le­rin­den olu­şan  as­ker­le­ri­ne he­ye­can­lı ve yük­sek ses­le; ‘Di­ni­mi­ze za’f gel­mek­le her ta­raf­tan üze­ri­mi­ze din düş­man­la­rı sal­dır­dı ve za­fer­ler el­de et­ti. Gün, Ker­be­lâ gü­nü­dür. Bu sa­vaş, Âl-i Os­man için ve­ya be­nim için de­ğil­dir. Ölün­ce­ye ka­dar din uğ­ru­na ça­lı­şa­lım, din düş­ma­nı­na fır­sat ver­me­ye­lim ve kı­ya­me­te ka­dar iyi ad­la anı­la­lım.’ De­yip at­tan ine­rek sec­de­ye ka­pan­dı. O za­man, Kı­rım Türk as­ker­le­ri tit­re­şip ba­ğı­ra­rak düş­man­dan yüz çe­vir­me­ye­cek­le­ri­ne ve şe­hit olun­ca­ya ka­dar dö­vü­şe­cek­le­ri­ne ant iç­ti­ler ve der­hal ha­re­ke­te ge­çip Ho­tin önü­ne gel­di­ler.
Be­ri ta­raf­tan Le­his­tan cep­he­si ser­da­rı Sü­ley­man Pa­şa, mai­ye­tin­de­ki kuv­vet­le­riy­le İsak­çı’dan Kar­tal ya­ka­sı­na ge­çip yü­rür­ken, bir gün ev­vel ye­tiş­me­si hak­kın­da Kı­rım Ha­nı’ndan mek­tup alın­ca sü­rat­le ha­re­ket edip Tur­la ke­na­rın­da Se­lim Gi­ray’la bu­luş­tu. Han ve Os­man­lı kuv­vet­le­ri­nin gel­di­ği­ni ha­ber alan So­bies­ki taar­ru­za ce­sa­ret ede­me­ye­rek kuv­vet­le­ri­ni ge­ri çek­me­ye baş­la­dı. Her ta­raf­tan Os­man­lı ve Kı­rım as­ker­le­rin­ce sı­kış­tı­rıl­dı­ğın­dan çok za­yi­a­ta uğ­ra­dı. So­bies­ki bir iş ba­şa­ra­ma­dan çe­kil­miş ol­du­ğun­dan Sü­ley­man Pa­şa Ba­ba­da­ğı kış­la­ğı­na ve Kı­rım Ha­nı da ye­ri­ne dön­dü­ler. Bu cep­he olay­la­rı de­tay­la­rıy­la pâ­di­şâha bil­di­ril­di. Bu ba­şa­rı­dan mem­nun olan  Sul­tan Dör­dün­cü Meh­med Han, Se­lim Gi­ray Han  ile Sü­ley­man Pa­şa’ya ve mai­yet­le­ri­ne hil’at, kı­lıç ve de­ğer­li he­di­ye­ler gön­der­di.
1686: Rus­lar, Kı­rım’a ve Azak Ka­le­si’ne sal­dır­ma­ya baş­la­dı­lar.
Rus­lar, 1686 yı­lın­da Av­ru­pa’da ku­ru­lan mu­kad­des it­ti­fa­ka ka­tı­la­rak Kı­rım’a ve Azak Ka­le­si’ne sal­dır­dı­lar. Rus­lar’ın Kı­rım’ı is­ti­lâ te­şeb­büs­le­ri­ne kar­şı Kı­rım­lı­la­rın mü­da­fa­a­sı ve Be­sa­rab­ya’da Leh kuv­vet­le­ri­nin sal­dı­rı­la­rı­nı ber­ta­raf et­me­si ilk fe­lâ­ket­li sa­vaş yıl­la­rın­da Os­man­lı­la­rı bü­yük bir en­di­şe­den kur­tar­dı. Bun­dan baş­ka Kı­rım kuv­vet­le­ri­nin 1688’de Sır­bis­tan’da Ka­ça­nik Bo­ğa­zı’nda Habsburg or­du­su­nu püs­kürt­me­si sa­va­şın gi­di­şin­de bir dö­nüm no­kta­sı teş­kil et­ti. Ha­cı Se­lim Gi­ray, sa­va­şın so­nu­na ka­dar sık sık de­ği­şen sad­ra­zam ve pa­di­şah­lar kar­şı­sın­da uzun za­man mev­ki­i­ni ko­ru­ya­rak İs­tan­bul’da dev­let iş­le­rin­de üs­tün bir nü­fuz ka­zan­dı, hat­ta bir de­fa­sın­da pa­di­şah sad­ra­za­mı­nı se­çer­ken onun gö­rü­şü­nü da­hi al­mış­tı. Se­lim Gi­ray Han bu sâ­ye­de sa­va­şın sevk ve ida­re­sin­de bir­lik ve de­vam­lı­lık sağ­la­dı ve şüp­he­siz dev­le­tin daha bü­yük fe­lâ­ket­ler­den ko­run­ma­sın­da âmil ol­du. Bu­nun­la be­ra­ber, Se­lim Gi­ray Han’ın ül­ke­si dı­şın­da, Os­man­lı cep­he­le­rin­de bu­lun­ma­sın­dan ya­rar­la­nan Rus ça­rı, 1696’da Azak Ka­le­si’ni zap­te­de­rek 1700 yı­lın­da­ki İs­tan­bul Mu­a­he­de­si ile bu­ra­yı elin­de tut­ma­yı ba­şar­dı.
30 Ma­yıs 1689: Ha­cı Se­lim Gi­ray Han, Rus­la­ra kar­şı Pe­re­kop Za­fe­ri’ni ka­zan­dı.
İkin­ci Vi­ya­na Ku­şat­ma­sı’ndan son­ra Os­man­lı Or­du­su’nda bü­yük bir çö­zül­me baş­la­mış­tı. Bü­yük top­rak ka­yıp­la­rın­dan son­ra Vi­şe­grad, Uy­var ve Es­ter­gon gi­bi önem­li ka­le­ler ile Bu­din gi­bi 160 yıl­lık Türk yur­du el­den çık­mış­tı. He­men ar­dın­dan Eğ­ri Ka­le­si, 14 Ka­sım 1687’de vi­re ile tes­lim ol­du. 6 Ey­lül 1688’de İs­to­ni-Bel­grad ve he­men ar­dın­dan Szol­nok, Lip­pa, İl­lok ve Va­ra­din düş­man eli­ne geç­ti. Bosna Ceh­pe­si’nde Ban­ya­lu­ka, İz­vor­nik ve Gran­dis­ka ka­le­le­ri düş­tü.
Bu du­rum üze­ri­ne Edir­ne’de du­ru­mun mü­zâ­ke­re edil­me­si ve boz­gun­la­ra çâ­re bu­lun­ma­sı için dev­let er­kâ­nı­nın ka­tı­lı­mı ile top­lan­tı ya­pıl­dı. Top­lan­tı­da, Ha­cı Se­lim Gi­ray Han da bu­lun­du. Alı­nan ka­rar ge­re­ğin­ce, düş­man­la sa­vaş­ma­yıp as­ke­ri ile bir­lik­te cep­he ge­ri­si­ne çe­ki­len ve mer­kez­den gön­de­ri­len emir­le­ri din­le­me­yen Os­man Pa­şa’nın ya­ka­la­na­rak idam edil­me­si için Se­lim Gi­ray Han gö­rev­len­di­ril­di. Se­lim Gi­ray Han, Re­cep Pa­şa ile bir­lik­te bu gö­re­vi ifa et­tik­ten he­men son­ra, Rus­la­rın bü­yük bir kuv­vet­le Kı­rım’a sal­dır­dık­la­rı ha­be­ri gel­di. Se­lim Gi­ray Han, der­hal ge­ri dö­ne­rek bü­yük bir sü­rat­le ge­ce-gün­düz dur­ma­dan 6 gün­de Or­ka­pı’ya ulaş­tı. Kı­sa sü­re­de top­la­ya­bil­di­ği 15.000 ki­şi­lik or­du­su ile Rus­la­ra kar­şı çık­tı. Az bir kuv­vet­le akıl al­maz kah­ra­man­lık­lar gös­te­ren Se­lim Gi­ray Han, 5 gün sü­ren kan­lı mu­hâ­re­be­ler­den son­ra Rus or­du­la­rı­nı da­ğı­ta­rak pe­ri­şan du­ru­ma dü­şür­dü. Ağır ka­yıp­lar ve­ren Rus or­du­su da­ğıl­dı, ka­ça­bi­len ca­nı­nı kur­tar­dı.
23 Şu­bat 1690:  Ru­me­li’yi düş­man is­ti­lâ­sın­dan te­miz­le­yen Kı­rım Hân’ı Se­lim Gi­ray Han Edir­ne’ye gel­di.
Le­his­tan ve Rus­ya’da­ki za­fer­le­riy­le Os­man­lı’ya bağ­lı­lı­ğı­nı ve kah­ra­man­lı­ğı­nı is­pat eden Se­lim Gi­ray Han, Edir­ne’den Ar­na­vut­luk’a geç­ti. Bu­ra­da Ar­na­vut­lar, Avus­tur­ya’nın kış­kırt­ma­sı ile is­yan çı­kar­mış­lar­dı. Kı­rım Hâ­nı, Os­man­lı ku­man­dan­la­rıy­la bir­lik­te is­yan­cı­la­rı te­miz­le­dik­ten  ve bil­has­sa Ka­ça­nik’te kral­lık tas­la­yan Kar­pos’u ce­zâ­lan­dır­dık­tan son­ra Edir­ne’ye dön­dü.  Pâ­di­şah ta­ra­fın­dan ka­bul edi­le­rek, il­ti­fat­lar gör­dü ve Fâ­zıl Mus­ta­fa Pa­şa’nın ha­zır­la­mak­ta ol­du­ğu se­fe­re ka­tıl­ma­sı em­ri­ni al­dı.
1691: Se­lim Gi­ray Han’ın, oğ­lu ve Nu­red­din’i Aza­mat Gi­ray’ın şe­hit ol­ma­sı­na çok üzü­le­rek Han­lık gö­re­vin­den is­ti­fa et­me­si se­be­biy­le Kı­rım Han­lı­ğı’na İkin­ci Sa­a­det Gi­ray tâ­yin edil­di.
İkin­ci Sa­a­det Gi­ray Han, mai­ye­tin­de­ki­le­re ve hal­kı­na ken­di­ni sev­di­re­me­di. 6 ay han­lık yap­tık­tan son­ra Kı­rım­lı­la­rın is­te­ği üze­ri­ne han­lık­tan az­le­dil­di ve Ro­dos Ada­sı’na sür­gün ola­rak gön­de­ril­di. Ye­ri­ne, Sa­fâ Gi­ray, han ola­rak tâ­yin edil­di.
1691: Hal­kı­nın is­teme­me­si üze­ri­ne han­lık gö­re­vin­den az­le­di­len Sa­a­det Gi­ray Han’ın ye­ri­ne, 1691 yı­lı­nın son­la­rı­na doğ­ru Sa­fa Gi­ray, Kı­rım Han­lı­ğı tah­tı­na otur­tul­du.
Sa­fa Gi­ray, Ha­cı Ali Pa­şa mai­ye­tin­de ola­rak Os­man­lı Avus­tur­ya sa­va­şı­na çağ­rıl­dı. Or­du­su ile Yer­köy ci­va­rı­na gel­di. Bir ge­ce, ko­mu­tan­lar ve Mir­za­lar as­ker­ler­le an­la­şıp Kı­rım’ın yo­lu­nu tut­tu­lar. Bun­la­rı kaç­ma­ya ve Ha­nı yal­nız bı­rak­ma­ya teş­vik ve tah­rik eden­ler İs­tan­bul’dan Kı­rım’a gön­de­ril­miş ve sa­ray­da ka­pı­ku­lu / mu­ha­fı­zı adiy­le kul­la­nı­lan bek­çi­ler idi­ler. Bun­lar İs­tan­bul’da bah­şiş­ler ve ih­san­lar alıp şı­mar­tıl­mış kim­se­ler­di. Son­ra­la­rı üme­ra ve ule­ma­nın el­le­rin­de pa­ra­lı as­ker gi­bi kul­la­nıl­dı­lar ve Dev­let­te iki­de bir kar­ga­şa­lık çı­kar­dı­lar. Kı­rım’da­ki üme­ra ve ule­ma da bun­la­ra göz yu­mup ce­sa­ret­le­ri­ni ar­tır­dı­lar. Han­lık­ta di­sip­li­nin bo­zul­ma­sı­na se­bep ol­du­lar. Bu olay­lar göz önün­de bu­lun­du­ru­la­rak Sa­fâ Gi­ray, 1 yıl 2 ay han­lık yap­tık­tan son­ra az­le­dil­di ve Ro­dos Ada­sı’na sür­gü­ne gön­de­ril­di. Ye­ri­ne 1692 yı­lın­da üçün­cü de­fa Ha­cı Se­lim Gi­ray  Han, tah­ta otur­tul­du.
O sı­ra­da Os­man­lı Dev­le­ti Rus­ya ve Avus­tur­ya ile sa­vaş­ta idi. Ha­cı Se­lim Gi­ray hem Rus­la­ra ve hem Avus­tur­ya­lı­la­ra kar­şı Os­man­lı­la­ra yar­dı­ma ko­şu­yor­du. O ara­da Dev­le­te kar­şı ayak­la­nan Sırp­la­rı ita­at al­tı­na al­mak gö­re­vi­ni de yük­le­ni­yor ve ye­ri­ne ge­ti­ri­yor­du. Bir ta­raf­tan da Os­man­lı­la­rın elin­de bu­lu­nan Azak Ka­le­si’nde­ki ve şeh­rin­de­ki Os­man­lı as­ker­le­ri­ne er­zak gön­de­ri­yor­du. Bü­tün bu iş­le­ri ay­nı za­man­da an­cak Ha­cı Se­lim Gi­ray gi­bi ma­ha­ret­li ve yıl­dı­rım gi­bi sü­rat­li bir Han ba­şa­ra­bi­lir­di.
1699’da Os­man­lı Dev­le­ti ile Rus­ya ve Avus­tur­ya ara­sın­da Kar­lof­ça Ka­sa­ba­sı’nda, Kar­lof­ça Ant­laş­ma­sı im­za­lan­dı. Bu Ant­laş­ma ge­re­ğin­ce:
1- Le­his­tan’ın Kı­rım’a öde­di­ği se­ne­lik ver­gi kal­dı­rıl­dı.
3- Azak Ka­le­si Rus­ya’ya bı­ra­kıl­dı.
3- Kı­rım Han­lı­ğı Os­man­lı Dev­le­ti­ne ver­gi öde­mek­ten af­fe­dil­di.
Os­man­lı Dev­le­ti ve Kı­rım Han­lı­ğı bu ant­laş­ma­dan za­rar­lı çık­tı. Rus­lar, çok önem­li olan Azak Ka­le­si’ni el­le­ri­ne ge­çir­mek­le, Kı­rım’a ve Ka­ra­de­niz’e doğ­ru önem­li bir adım at­mış ol­du­lar. Os­man­lı Dev­le­ti ile Kı­rım Han­lı­ğı ara­sın­da­ki bağ, bir mik­tar gev­şe­di. Yi­ne Kar­lof­ça Ant­laş­ma­sı’na gö­re; Po­lon­ya ve Uk­ray­na Le­his­tan’a, Dal­ma­çya’da bâ­zı yer­ler Ve­ne­dik’e, Er­dil ile Ma­ca­ris­tan’ın bir bö­lü­mü Avus­tur­ya’ya bı­ra­kıl­dı. O za­ma­na ka­dar bu dev­let­ler­den alı­nan ver­gi­ler­den vaz­ge­çil­di.
Bu ka­yıp­lar, Ha­cı Se­lim Gi­ray Han’ı üz­müş­tü. Yaş­lan­dı­ğı­nı ile­ri sü­re­rek Os­man­lı pâ­di­şâ­hın­dan, gö­rev­den af­fe­dil­me­si­ni ta­lep et­ti. Pâ­di­şah bu di­le­ği ka­bul ede­rek, Si­liv­ri ya­kın­la­rın­da­ki Ka­dık­öy Çift­li­ğin­de ya­şa­ma­sı­nı uy­gun gör­dü. Ken­di­si­ne yıl­lık ge­lir tah­sis et­ti. Han­lık­tan çe­ki­len Ha­cı Se­lim Gi­ray Han’ın ye­ri­ne, bü­yük oğ­lu Dev­let Gi­ray, Kı­rım Han­lı­ğı­na tâ­yin edil­di.
11 Şu­bat 1695: Ha­cı Se­lim Gi­ray Han, 70.000 Kı­rım sü­vâ­ri­si ile Po­lon­ya’yı is­ti­lâ et­ti.
Kı­rım Beğ­le­ri­nin ve ule­mâ­sı­nın ıs­rar­lı is­tek­le­ri üze­ri­ne Ha­cı Se­lim Gi­ray, üçün­cü de­fa Kı­rım tah­tı­na otur­tul­muş­tu. Osı­ra­da Os­man­lı Dev­le­ti, Rus­ya ve Avus­tur­ya ile sa­vaş­ta idi. Ha­cı Se­lim Gi­ray Han, hem Rus­la­ra hem de Avus­tur­ya­lı­la­ra kar­şı Os­man­lı Dev­le­ti’nin yar­dı­mı­na ko­şu­yor­du. O sı­ra­da Os­man­lı’ya kar­şı ayak­la­nan Sırp­la­rı ita­at al­tı­na al­mak­la gö­rev­len­di­ril­di. Bu gö­re­vi ba­şa­rı ile ifâ et­tik­ten son­ra Po­lon­ya üze­ri­ne yü­rü­dü ve bu­ra­da­ki is­yan­cı­la­rı da ita­at al­tı­na al­dı.
19 Ha­zi­ran 1696: Mer­zi­fon­lu Ka­ra Mus­ta­fa Pa­şa ko­mu­ta­sın­da­ki Os­man­lı or­du­su­nun İkin­ci Vi­ya­na Ku­şat­ma­sı sı­ra­sın­da boz­gu­na uğ­ra­tan Haç­lı or­du­la­rı­nın ko­mu­ta­nı Jan So­bies­ki, Po­lon­ya’nın Vie­la­nov şeh­rin­de, 67 ya­şın­da öl­dü. Do­ğu­mu: Po­lon­ya’nın Oles­ko Şeh­ri, 17 Ağus­tos 1629.
Faz­la ka­la­ba­lık ol­ma­yan asil bir ai­le­nin ço­cu­ğu ola­rak dün­ya­ya gel­di. Çok iyi bir eği­tim gö­ren Jan genç­li­ğin­de Ba­tı Av­ru­pa’nın bir­çok ye­ri­ni do­laş­ma im­kâ­nı bul­du. İs­veç 1655’te Po­lon­ya’ya sal­dı­rın­ca, Po­lon­ya kra­lı Jan Ka­zi­mierz’e kar­şı ol­du­ğu için İs­veç­li­le­rin sa­fın­da yer al­dı. Er­te­si yıl ye­ni­den ta­raf de­ğiş­ti­re­rek İs­veç­li­le­re kar­şı mü­câ­de­le­nin ön­der­le­ri ara­sı­na ka­tıl­dı. 1665’te ko­ru­yu­cu­su Kra­li­çe Ma­ria Ludvvi­ka’nın et­ki­siy­le sa­ray baş­ma­re­şal­li­ği­ne ge­ti­ril­di. 1666’da Po­lon­ya or­du­sun­da cep­he ko­mu­ta­nı ol­du.  Ekim   1667’de Kı­rım Türk­le­ri ve Don Ka­zak­la­rı  ile yap­tı­ğı sa­vaş­la­rı ka­zan­dı.1668 ilk­ba­ha­rın­da Var­şo­va’ya dön­dü­ğün­de baş­ko­mu­tan­lı­ğa ge­ti­ril­di. 1665’te genç ve dul Fran­sız  bir ba­yan ile ev­len­di.
1669 – 1673 yıl­la­rı  sı­ra­sın­da, bir yan­dan Ka­zak­lar kar­şı­sın­da ye­ni ba­şa­rı­lar ka­za­na­rak adı­nı du­yu­rur­ken, Ho­tin ya­kın­la­rın­da­ki çar­pış­ma­lar­da Hü­se­yin Pa­şa ko­mu­ta­sın­da­ki Os­man­lı or­du­la­rı­nı ağ­lu­bi­ye­te uğ­rat­tı. Bu ba­şa­rı­lar So­bies­ki’nin sa­y­gın­lı­ğı­nı bü­yük öl­çü­de ar­tır­dı. Ma­yıs 1674’te Habsburgla­rın des­tek­le­di­ği ada­ya kar­şı kral se­çil­di.
Os­man­lı­lar­la sa­va­şı so­na er­dir­me­ye ça­lış­tı ve Ha­zi­ran 1675’te Fran­sa’yla Ja­wo­röw Ant­laş­ma­sı’nı im­za­la­dı. Bu giz­li ant­laş­may­la So­bies­ki, Os­man­lı­lar­la ba­rış ya­pıl­dık­tan son­ra Ro­ma-Ger­men im­pa­ra­to­ru­na sa­vaş aça­ca­ğı­na söz ve­ri­yor­du. Ekim 1676’da Os­man­lı­lar­la ateş­kes sağ­lan­dı.
So­bies­ki’nin, Prus­ya’dan top­rak ka­zan­mak ama­cıy­la Fran­sa ve İs­veç’in des­te­ği­ni sağ­la­ma ve böy­le­ce gü­ney­do­ğu­da Os­man­lı­la­ra kap­tır­dı­ğı top­rak­la­rı te­la­fi et­me umut­la­rı bo­şa çık­tı. Bir­bi­ri­nin pe­şi­sı­ra ge­len Os­man­lı sal­dı­rı­la­rın­dan son­ra Fran­sa’nın müt­te­fi­ki olan Os­man­lı­la­rı baş düş­man ola­rak gör­me­ye baş­la­dı. Bu yüz­den So­bies­ki öte­den be­ri Fran­sız ta­raf­ta­rı ol­du­ğu hal­de Fran­sa’yla it­ti­fa­kı­nı boz­du. Kut­sal Ro­ma-Ger­men im­pa­ra­to­ru ile 1 Ni­san 1683 ta­ri­hin­de Os­man­lı­la­ra kar­şı bir ant­laş­ma im­za­la­dı. Ant­laş­ma şart­la­rı­na gö­re iki müt­te­fik­ten bi­ri­nin baş­şeh­ri ku­şa­tı­la­cak olur­sa, di­ğe­ri onu bü­tün gü­cü­y­le des­tek­le­ye­cek­ti. 1683 ya­zın­da Os­man­lı or­du­la­rı Vi­ya­na’yı ku­şat­tı­ğın­da So­bies­ki yak­la­şık 25.000 ki­şi­lik or­du­su­nun ba­şın­da yar­dı­ma koş­tu. Vi­ya­na’yı kur­tar­mak ama­cıy­la top­la­nan bü­tün ko­mu­tan­lar ara­sın­da en yük­sek rüt­be­li ol­du­ğu için yak­la­şık 75.000 ki­şi­lik müt­te­fik kuv­vet­le­ri­nin ko­mu­ta­sı­nı üst­len­di ve Av­ru­pa ta­ri­hi­ni be­lir­le­yen sa­vaş­la­rın en önem­li­le­rin­den bi­rin­de Kah­len­berg’de,  12 Ey­lül  1683 ta­ri­hin­de Os­man­lı or­du­la­rı­nı boz­gu­na uğ­rat­tı. Bu­na kar­şı­lık 1683 son­ba­ha­rın­da Ma­ca­ris­tan’a dü­zen­le­nen se­fer­de ay­nı ba­şa­rı­yı gös­te­re­me­di. So­bies­ki’nin ama­cı Ef­lâk ve Boğ­dan’ı Os­man­lı yö­ne­ti­min­den kur­tar­mak, Po­lon­ya’nın et­ki ala­nı­nı Ka­ra­de­niz, kı­yı­la­rı­na ka­dar ge­niş­let­mek­ti. 1684 -1691 yıl­la­rı ara­sın­da Boğ­dan’da gi­riş­ti­ği bir­kaç as­ke­rî ha­re­kât ço­ğun­luk­la ba­şa­rı­sız ol­du. Son se­fe­rin­de esir düş­me teh­li­ke­siy­le bi­le kar­şı­laş­tı.
1691’den  son­ra So­bies­ki’nin sağ­lı­ğı cid­dî bi­çim­de bo­zul­du. Bu ara­da ge­rek soy­lu­lar­la ge­rek ken­di ai­le­si için­de­ki ça­tış­ma­lar­la uğ­raş­mak zo­run­da kal­dı. En bü­yük oğ­lu Jak­öb kra­li­çe­ye ve genç prens­le­re kar­şı uz­laş­maz bi­çim­de cep­he al­mış­tı. So­bies­ki’nin bü­tün oğul­la­rı tah­ta vâ­ris ol­mak için Habsburglar­dan ve­ya Fran­sa’dan des­tek arı­yor­lar­dı.
Av­ru­pa’da­ki Os­man­lı nü­fu­zu­na kar­şı mü­câ­de­le et­mek, So­bies­ki’nin dış po­li­ti­ka­sı­nın te­mel ta­şıy­dı. Po­lon­ya’nın düş­ma­nı ko­nu­mun­da­ki Rus­ya, Os­man­lı­la­rı he­def alan bir­li­ğe ka­tıl­mak is­te­yin­ce, So­bies­ki 1686’da Rus­lar­la Ebe­dî Ba­rış im­za­la­dı. Bu ant­laş­may­la, 1667’den be­ri ge­çi­ci ola­rak Rus yö­ne­ti­min­de bu­lu­nan top­rak­lar bü­tü­nüy­le Rus­ya’ya bı­ra­kıl­dı. 1683’ten son­ra uğ­ra­dı­ğı bü­tün ba­şa­rı­sız­lık­la­na rağ­men,  Po­lon­ya’nın gü­ney­do­ğu­su­nu Os­man­lı­la­rın ve Kı­rım Türk­le­ri­nin hü­cum­la­rın­dan kur­tar­dı ise de 18. yüz­yıl­da Po­lon­ya’nın yı­kıl­ma­sı­na yol açan iç çekiş­me­le­ri ön­le­ye­me­di.
06 Ağus­tos 1696:  Rus Ça­rı De­li Pet­ro, Os­man­lı Dev­le­ti’nin elin­de­ki Azak Ka­le­si’ni ve çev­re­si­ni tes­lim al­dı. Bu top­rak­lar Kı­rım han­lı­ğı’na ait­ti. Olay sı­ra­sın­da Kı­rım tah­tın­da Ha­cı Se­lim Gi­ray Han otur­mak­ta idi.
13 Ekim 1696:  Ke­fe Bey­ler­be­yi Mur­ta­za Pa­şa ile Kı­rım Hâ­nı Se­lim Gi­ray’ın oğ­lu Kal­gay Kap­lan Gi­ray, Azak Ka­le­si’ni Rus Ça­rı Pet­ro’nun ku­şat­ma­sın­dan kur­tardı­lar.
03 Ocak 1699:  Ha­cı Se­lim Gi­ray Han, ikin­ci  dö­nem­de  6  yıl 11 ay tahtta otu­rup bü­yük hiz­met­ler yap­tık­tan son­ra tahttan ken­di is­te­ği ile çe­ki­lin­ce ye­ri­ne oğ­lu İkin­ci Dev­let Gi­ray  tâ­yin edil­di.
İkin­ci Dev­let Gi­ray Han’ın 1. gö­rev  dö­ne­mi, Kal­gay tâ­yi­nin­de­ki isâ­bet­siz­lik ba­hâ­ne edi­le­rek  ka­rı­şık­lık­lar içe­ri­sin­de baş­la­dı,  is­yan­lar­la  bir­lik­te 4 yıl 1 ay de­vam et­ti. Dev­let Gi­ray Han Rus­la­rın  Kı­rım ve Os­man­lı top­rak­la­rı­na sal­dı­rı ha­zır­lı­ğı içe­ri­sin­de ol­du­ğu­nu İs­tan­bul’a ha­ber ver­miş­ti. Ken­di­si­ni çe­ke­me­yen­ler, ent­ri­ka­la­ra gi­riş­ti­ler ve ve­ri­len  ha­be­rin asıl­sız ol­du­ğu­na İs­tan­bul yö­ne­ti­mi­ni ik­na et­ti­ler. Bu­nun üze­ri­ne pâ­di­şah, İkin­ci Dev­let Gi­ray’ı az­le­dip Ro­dos Ada­sı’na sür­gü­ne gön­der­di ve ye­ri­ne ba­ba­sı Ha­cı Se­lim Gi­ray’ı üçün­cü de­fa han tâ­yin et­ti.  İkin­ci Dev­let Gi­ray;  6 yıl 1 ay ara­dan ve ba­ba­sın­dan, Üçün­cü Ga­zi Gi­ray ile Kap­lan Gi­ray’dan son­ra  ikin­ci de­fa han­lık tah­tı­na otur­tul­du. İkin­ci dö­nem­de 4 yıl 4 ay gö­rev yap­tık­tan son­ra, ba­zı an­laş­maz­lık­lar se­be­biy­le az­le­dil­di ve yi­ne Ro­dos Ada­sı’na sür­gü­ne gön­de­ril­di.  An­laş­maz­lık­la­rın se­be­bi ola­rak, Bal­ta­cı Meh­med Pa­şa’nın 9 Ni­san 1711 tâ­rih­lin­de­ki  Prut Sa­va­şı’ndan son­ra, ant­laş­ma im­za­lan­ma­sı­na kar­şı çık­ma­sı gös­te­ri­li­yor. İkin­ci Dev­let Gi­ray; gö­zü pek,  Rus­la­rı tâ­rih sah­ne­sin­den sil­me­ye muk­te­dir kah­ra­man bir ko­mu­tan ve iyi bir yö­ne­ti­ci idi. Sür­gün­de iken öl­dü. Ce­nâ­ze­si Vi­ze il­çe­sin­de, Sa­ray mev­ki­in­de top­ra­ğa ve­ril­di.
26 Ocak 1699 :  Os­man­lı Dev­le­ti ile Avus­tur­ya ara­sın­da  Kı­rım Han­lı­ğı’nı çok ya­kın­dan il­gi­len­di­ren Kar­lof­ça Ant­laş­ma­sı im­za­lan­dı.
1683 yı­lın­da Ma­ca­ris­tan’ın or­ta kı­sım­la­rı, Os­man­lı Dev­le­ti’nin hâ­ki­mi­ye­ti al­tın­da idi. Kar­lof­ça da Ma­ca­ris­tan top­rak­la­rı içe­ri­sin­de yer alı­yor­du. 14 Tem­muz 1683 ta­ri­hin­de­ki İkin­ci Vi­ya­na ku­şat­ma­sın­dan son­ra  Avus­tur­ya, Le­his­tan, Ve­ne­dik ve Rus­ya Dev­let­le­ri  it­ti­fak oluş­tur­du­lar. Os­man­lı Dev­le­ti, bu it­ti­fak­la yap­tı­ğı sa­vaş­ta,  Os­man­lı Or­du­su, Al­man­ya sı­nır­la­rın­dan Tu­na kı­yı­la­rı­na çe­kil­mek mec­bu­ri­ye­tin­de kal­dı. Bu boz­gun üze­ri­ne Os­man­lı dev­let adam­la­rı, sa­va­şı dur­dur­mak için Avus­tur­ya’dan ba­rış is­te­ğin­de bu­lun­du­lar. Avus­tur­ya, müt­te­fik­le­ri­nin ıs­ra­rı ile çok ağır şart­lar ile­ri sür­dü.  Bu sı­ra­lar­da Os­man­lı Dev­le­ti’nde­ki sal­ta­nat ve sa­dâ­ret de­ği­şik­lik­le­ri olu­yor­du. Za­fe­re ula­şı­la­bi­le­ce­ği ümit­le­ri de var­dı. Onun için sa­vaş uza­dı. Uza­dık­ça da aley­hi­mi­ze so­nuç­lar oluş­tu. 11 Ey­lül 1697’de Os­man­lı Or­du­su bir boz­gu­na daha uğ­ra­yın­ca, ba­rış ar­zu­la­rı kuv­vet­len­di.  Di­ğer ta­raf­tan, Avus­tur­ya da Fran­sa ile an­laş­maz­lı­ğa düş­müş­tü.  Os­man­lı­la­rın ba­rış is­te­ği­ni ka­bul et­mek ih­ti­ya­cı­nı his­set­ti­ler. İt­ti­fa­kın  Le­his­tan ve Rus­ya ka­na­dı, sa­va­şın de­vam et­me­sin­den ya­na idi­ler. Ve­ne­dik, Avus­tur­ya’dan bâ­zı tâ­viz­ler al­dığı için Avus­tur­ya’nın ya­nın­da yer alı­yor­du. Dev­re­ye, ta­raf­sız ül­ke­ler­den İn­gil­te­re gir­di. İn­gil­te­re’nin İs­tan­bul’da­ki bü­yü­kel­çi­si, Sad­râ­zam Am­ca-zâ­de Hü­se­yin Pa­şa’ya  ba­rış için ara­bu­lu­cu­luk yap­ma­ya ha­zır ol­du­ğu­nu  ilet­ti.  Gö­rüş­me­ler baş­la­tıl­dı. Uzun sü­ren mü­zâ­ke­re­ler   so­nun­da Kar­lof­ça Ant­laş­ma­sı  im­za­lan­dı.  Bu su­ret­le  16 yıl­dır de­vam eden sa­vaş so­na er­di­ril­di.
Kar­lof­ça Ant­laş­ma­sı,  tek bir me­tin­den ibâ­ret de­ğil­dir. Os­man­lı Dev­le­ti,  Mu­kad­des İt­ti­fak ola­rak ad­lan­dı­rı­lan  grup üye­le­ri­nin her bi­ri ile ayrı ayrı mü­zâ­ke­re­ler­de bu­lun­muş ve her bi­ri ile ayrı ba­rış söz­leş­me­le­ri im­za­la­mış­tır.
Ant­laş­ma hü­küm­le­ri­ne gö­re: 1- Buğ­dan (2)  üze­rin­de Le­his­tan (3)  hâ­ki­mi­ye­ti ka­bul edil­di. 2- Er­del (4)  ve Ma­ca­ris­tan’ın bü­yük bö­lü­mü Os­man­lı­la­rın de­ne­ti­min­den çık­tı, Avus­tur­ya’nın ol­du.  3- Ve­ne­dik­li­ler, Mo­ra Ya­rı­ma­da­sı’nı ve Dal­ma­çya’yı ele ge­çir­di­ler. 4- Po­lon­ya, Os­man­lı­la­rın elin­de bu­lu­nan Uk­ray­na top­rak­la­rı­nı al­dı. 5- Azak, Rus­la­ra ve­ril­di.  6- Os­man­lı­la­ra ait olan pek çok ka­le yık­tı­rıl­dı.
Kar­lof­ça Ant­laş­ma­sı’nın Os­man­lı­lar açı­sın­dan en önem­li ve ağır yö­nü, Kı­rım ile il­gi­li­dir. Rus­lar ile im­za­la­nan söz­leş­me­de­ki hü­küm­ler, ile­ri­de Kı­rım’ın ta­ma­men Os­man­lı­la­rın elin­den çık­ma­sı­na yol aç­mış­tı. Böy­le­ce Or­ta Av­ru­pa’nın do­ğu­sun­da Os­man­lı nü­fu­zu iyi­ce za­yıf­la­dı. De­ni­le­bi­lir ki Os­man­lı’nın çö­kü­şü­nü ha­zır­la­dı. Os­man­lı’nın Kar­lof­ça ile baş­la­yan çö­kü­şü, tam 221 yıl sür­dü.
—————————-
(1) bo­yar­lar: Rus top­lu­mun­da ve dev­let yö­ne­ti­min­de yük­sek züm­re.
(2) Buğ­dan: Boğ­dan  ola­rak da anı­lır. Bu gün­kü Mol­dav­ya top­rak­la­rı­nın Os­man­lı Dev­le­ti dö­ne­min­de­ki adı­dır.
(3) Le­his­tan: Bu gün­kü Po­lon­ya’nın Os­man­lı Dev­le­ti dö­ne­min­de­ki is­mi­dir.
(4) Er­del: Tran­sil­van­ya ola­rak da anı­lır. Gü­nü­müz­de­ki Ro­man­ya top­rak­la­rın­dan bir bö­lü­mü­nün geç­miş­te­ki adı idi. Uzun yıl­lar Ma­ca­ris­tan hâ­ki­mi­ye­tin­de kal­dı.

(17. Bö­lü­mün so­nu)

Yorum Ekle